Olmayacak duaya 'Amin' mi diyoruz? Dünkü yazımızda Bülent Arınç'ın Meclis Başkanlığı'ndan ayrılıp, aktif siyasetin içine girme ihtimali üzerinde durduk. Neden cumhurbaşkanlığının açıklanması 23 Nisan sonrasına bırakılmıştı? Belli ki, Arınç, bu tarihte yapacağı konuşmaya büyük önem atfediyordu. Konuşmayı yapsın, sonra da Meclis Başkanlığı'ndan ayrılsın diye bir karar almış olabilirdi. Bülent Arınç'ın son haftalarda siyaset tartışmalarına aktif bir biçimde katıldığı da gözleniyor. Meselâ, Ahmet Necdet Sezer'in "Rejim hiçbir zaman bu kadar tehlike altına girmemiştir" iddiasına sert bir cevap vererek, "Tehlikede olan rejim değil, statükocuların gücüdür" dedi ve şöyle devam etti: "Sivil, dindar ve demokrat Cumhurbaşkanı taraftarlarıyla, onun tam tersi tanımların tartışması, son 50 yıldır hiç bitmedi. Meclisimiz'in sivil, dindar ve demokrat bir Cumhurbaşkanı seçecek olmasına yine itiraz ediliyor. Meclis üyeleri gericilikle suçlanıyor. Türk milleti özlediği Cumhurbaşkanı'na çok az sonra kavuşacaktır." Bu ısınma turları, Arınç'ın, aktif siyasete dönebileceği ihtimalini akla getiriyor. Bence çok iyi olur. Çünkü Arınç, AK Parti tabanında sevilen, etkili, başarılı ve namuslu bir siyaset adamı. Abdullah Gül ile de sevgiye dayanan yakın ilişkileri mevcut. Bakalım, bu tahminimizde yanılıyor muyuz? Yoksa, böyle bir gelişmeyi arzuladığımız için, olmayacak duaya "Amin" mi diyoruz?