Ne tuhaf şeymiş bu takıntılar ALİ Poyrazoğlu'nu sever misiniz? Ben bayılırım çünkü çoook iyi oyuncu, şahsına münhasır bir kişi ve iyi kalpli bir adamdır. Neden "iyi kalpli" dedim? Onu çok iyi tanıdığım için değil, dibinde fidan bitmeyen sanatçılardan biri olmadığı için iyidir. Sanatçılar yetiştirir ve onlarla aynı sahneyi paylaşmaktan keyif alır. Ama zor bir adamdır sanki, ukaladır, hazırcevaptır, sağı solu belli olmaz bir hali vardır.
ESPRİ ANLAYIŞI KITMIŞ Geçen hafta son oyunu 'Tak Tak Takıntı'yı izlerken kahkahalara boğulduk, kuliste takıntılarımızı konuştuk. Gecenin geç saatlerinde yatağımın içinde dönerken yine ona rastladım televizyonda. Oyundan ve kadın kılığında canlandırdığı Madam Arşaluz Tabaklıyan'dan bahsediyordu. Ali Poyrazoğlu bayılıyor madam Arşaluz Tabaklıyan'a, onun, yani bacaklarının güzelliğini vurgulamak isterken "Bugün oyuna Deniz Akkaya geldi, o da madamın bacaklarını çok beğendi" dedi. Gülümsedim, ama o da ne: "Deniz'in oyunla ilgili yorumu bu oldu" dedi. Ah Ali Ağabeyciğim, o kadar istedim ki bakire madam Tabaklıyan olmanı o an. "Evde kalmış, muhallebi kıvamındaki madamın espri anlayaşı kıtmış dedim" geçtim, bir tane Ali Poyrazoğlumuz var ve ben ona bayılıyorum. Hem hatırlıyorum da 'Ben Eskiden Küçüktüm' adlı oyununda birçok kurbanı vardı, ben ucuz kurtardım! Madamın evi su basacak elektrik, musluk, doğalgaz patlayacak takıntısı var, benim de gerçek sanatçıya saygı takıntım var Ali Bey'ciğim.
HAYRAN KALDIM Gelelim 'tuhafların' konu edildiği bu tuhaf oyuna; tedavisi zor takıntıların oyunu bu. Küfür etmekten kendini alıkoyamayanlar, çizgilere basamayanlar, ellerini yıkamaya bayılanlar, bir söylediğini ikinci kez tekrar etmek zorunda kalanlar ve madamlar! Bu oyun sizlere göre! Belki de takıntılarınız bunlardan biri değil, yine de görmekte fayda var. Özellikle oyuncuların rolleriyle uyumu görülmeye değer. Bir zamanlar ellerini parçalayana kadar yıkayan bendeniz, Şebnem Özinal'ın oyunculuğuna hayran kaldım. Daha da ötesi Armağan (Çağlayan), Şebnem'i ancak oyundan sonra kuliste tanıdı. Bu arada tiyatrolar meteliğe kurşun atıyormuş ya, palavra palavra sakın inanma! İş Sanat'ın koca salonu ağzına kadar doluydu. Ben derim ki hala izlemeyenler o salonda kendilerine güzel bir yer edinsinler, madamı görmeden Ali Poyrazoğlu'nu seviyoruz demesinler.