Türkiye bir yıl kazandı Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 24 Ocak 2006 tarihinde, adadaki izolasyonların kaldırılmasına mukabil, Türkiye limanlarının Rumlara açılması önerisini kamuoyuna açıklamıştı. AB dönem Başkanı Finlandiya da, Ekim ayında bazı öneriler sundu: 1) Maraş iki yıl Birleşmiş Milletler (BM) yönetimine devredilsin. 2) Magosa, BM denetiminde dış ticarete açılsın. 3) Türkiye bazı limanlarını Kıbrıs gemilerine açsın. Maraş'ı, nihai çözümde kullanılacak bir koz gibi gördüğümüzü açıklayarak, Fin önerisine karşı çıkmıştık. Ama Türkiye, AB ile müzakerelerin sürmesi için bir çözüm bulmak zorundaydı. Çünkü hükûmet, 29 Temmuz 2005'te Ankara Antlaşması Ek Protokolü'nü imzalarken, Gümrük Birliği'ni, içinde Kıbrıs'ın da olduğu 10 yeni ülkeye teşmil etmeyi kabul etmişti. Hem müzakereleri sürdürüp, hem de limanları Rumlara kapalı tutmak mümkün değildi. Sadece, Kıbrıslı Rumların referanduma "hayır" oyu kullanmalarından da yararlanarak, yükümlülüğümüzü yerine getirmeyi, izolasyonların kaldırılması şartına bağlayabilirdik ki, zaten son öneri paketiyle bunu yaptık. Üstelik, son derece çalkantılı geçeceği söylenilen 2007 yılında, AB ile müzakerelerin dondurulmasının getireceği ilâve yükten kurtulduk. Türkiye bir yıl için bazı limanlarını açacak ve bunun karşılığında, Kıbrıs Türkü'ne yönelik izolasyonların kalkmasını bekleyecek. Türkiye bir yıl kazandı. Bundan, ancak, 2007'de büyük bir krizin patlak vermesini isteyenler rahatsız olabilir.