Zamanın duvarlarında, bütün gerçeklerin resmi duruyor.
Muhalefetin duvarlarında, 35 yıldır ismi duruyor Deniz Baykal'ın...
İktidara dil çıkartmakla, diş göstermekle, görevini yaptığını düşünen birinin, ülkenin bu hallere düşmesinden payını alması gerekmez mi?
Bunun adı; hükümetleri besleyen muhalefet değilse nedir?
***
Her iktidarın karşısında bütün savaşları kaybeden bir komutan mıdır Deniz Baykal?
Yoksa bu ülkenin kaderine yazılmış "kara yazı" mı?
Politika müzesinde yerini alması gerekirken, hâlâ inatla koltuğuna yapışan bir liderin, ne vatandaşa aşılayacağı heyecan mevcuttur.
Ne söylem!
Yıldırımlar yaratan bir gençliğin, suskunluğa kapılmasının sebeplerinden biridir Deniz Baykal.
O yüzdendir ki gökyüzümüz bile karanlığa boyanmıştır.
Yanan son mumların söndürülmesi de an meselesidir.
***
Bütün günahları başından savmakla, liderlik arasında klasik bir bağ var diye, gerçeklerin üzerini örtecek miyiz?
Hiç düşündünüz mü, Deniz Baykal hep genç kaldı da, bizler neden çabuk yaşlandık?
***
Gelelim her liderin sığındığı "demokrasi masalına"!
Muhalefetin öz babası Baykal, parti içi demokrasinin üvey çocuğudur.
Kendisinden başkasının lider olarak seçilme şansını yok eden birinin, ülke demokrasisinde savunacağı değerler de kısıtlıdır kuşkusuz.
Bu nasıl bir ihtirastır ki 35 yıldır önü kesilmemiştir.
Laiklik definesini harcayan, Atatürk ilkelerini sadece haykırmakla koruyacağını düşünen bir CHP'den kalanlar ortadadır.
Halkın içine bile karışmayan Deniz Baykal'ın, hangi safların temsilcisi olduğunu, kendi ağzından duymak isteriz.
***
Pazar günü CHP'nin kurultayı var.
Deniz Baykal'ın ülkeye hizmet etmek gibi bir düşüncesi varsa eğer.
Koltuğunu bırakmasından daha kutsal bir hizmet olamaz.
***
Çoktan gitmesi gerekirdi belki...
Çünkü, yeni bir yaşam için, Deniz Baykal'ın yükünü daha fazla taşıyamaz bu memleket.