Fidandan zeytine Ülkemizde olup bitenlere kulak kabartan bir gencim ben. Yanlışları görsem de güzel adımlardan haberdar oluyorum. Yaşamımız boyunca birey olarak hepimizin toplumumuza etkileri oluyor. Küresel ısınma konusu tartışılmaya başlanmışken çevreyi kirletmekte bizler de suçlu olduğumu biliyoruz. Yaşadığımız sürece, tarımsal ve endüstriyel üretim yaparak, deterjan, akaryakıt, kömür kullanarak, katı ve sıvı atıkları atarak, ormanların yanmasına yol açarak hepimizin az veya çok çevreyi kirletiyoruz. Ama çevreyi koruma bilinci yaygınlaşmadıkça hava, su ve toprak kirlenmesi, Türkiye'de ciddi bir yaşamsal sorun olmaya devam edecek. Ormanların korunması, ağaç ve orman sevgisinin yaygınlaştırılması konularında harika çalışmalar yapan bir vakıfla tanıştım; Ege Orman Vakfı. Şimdilik sadece Ege Bölgesi'yle ilgileniyor olsalar da yaptıkları çalışmaları kendi dergilerinden gördüm. Vakıf bu sıralar yoğunluğunu 'zeytin ağaçlandırması'na vermiş. Fidan bağışında bulunan kişilere Menderes Oğlananası'nda üretilen zeytin ve zeytin yağı sunuyorlar. Düşünsenize, bir fidan dikilmesine ortak oluyorsunuz, o fidan ağaç oluyor, o ağaç zeytin veriyor, o zeytin proseslerden geçip düşük asitli has zeytinyağı oluyor. Bu ürünler şimdilik satılmıyor, ama gelecek yıl için planlanıyor. Bu arada, zeytinin anavatanının Anadolu olduğunu öğrendim; zira çoğumuz zeytini İtalya ve Fransa gibi diğer Akdeniz ülkelerine ait biliriz. Su kıtlığı çeken Suriye halkı bile kişi başına altı kg. zeytinyağı üretirken, ülkemizde kişi başına sadece bir kg. yağ üretiliyor. İhtiyacımız bundan daha fazla; bakınız yılda bir milyon ton bitkisel yağ ithal eden bir ülke haline gelmişiz.