Seçimlerden önceki vaatlerin altını çizersek, vatandaşa harika bir hayat geliyor. İşçiler, memurlar, emekliler yaşadı. Ama seçim sonrasında ayaklar altındaki gezintinin sebebini, kimse başka yerde aramasın. Bütün organlarını parti liderlerine bağışlayan toplumların kaderidir bu. Bal tutan parmağını da yalar... Avucunu da...
***
Parti liderlerinin hiddet kampanyaları, olanca şiddetiyle sürerken, bir bakıyorsunuz söylemlerin arasına özgürlük ve demokrasi falan karışmış. Nasıl bir demokrasiyse, birileri "Hiştt" dese, herkes çil yavrusu gibi dağılıyor. Tarihin en kuşkulu toplumu üretildi. Liderler, "Dile benden ne dilersen" demiş de... Toplum da, "Cesaret" yerine, "esaret" dilemiş sanki. Korku tünellerinin yenileri, bu seçimlerden sonra açılacak, herkesin gönlü ferah olsun!
***
Hayat ateş pahası, üstelik insanların üzerine benzin üflüyor, doğalgaz kaçırıyor! Borçlu bir hayatın işçileri, önceki seçimlerin vebalini ödediklerini biliyor. Aday hırsız, aday yağmacı ama toplum savunma avukatı. "Ötekiler çalmıyor muydu?" Çalmayandan değil, çalanın kendisinden yana olanını seçenler için, televizyonlarda oyun havaları mevcuttur... Vur patlasın, çal oynasın!
***
Tarihin en çirkin seçim mevsimlerinden birini yaşıyoruz. En ayıplanacak gazeteciliğini izliyoruz. Oysa insanlar istese, ne gazeteler kandırabilir onları. Ne politikacılar yıldırabilir, ne tehditler.
***
Yollar sizi terk etmez, siz yoldan çıkmazsanız... Ama hırsıza, arsıza gönül verip, "yolunu bulmayı" uman varsa... Onların yüzünden, fotoğrafların bile "bahtı kara" çıkıyorsa... Bırakın ülkenin de canı çıksın! Yapacak bir şey yok! Battı balık yan gider!