Seçimler için ilk aday vitrine çıkmıştır. Hırsızlığı baki, arsızlığı tescilli.
Allah yarattı demeden, yetimin öksüzün kanını emmiştir de, yeniden vatandaşın karşısındadır.
Yine tarifi lezzetli bilumum sofralar kurar.
Sunulanların, kendilerinden çalındığını bilmez insanlar. Ne güzel hayat!
Bir de kişiye özel demokrasi vaat eder ki.
Yeme de yanında yat.
***
Başka bir aday vardır, karşı saflarda.
Aslı da sahte, sureti de.
Söylemlerinde koro hayatlar sunar!
"Sizler için burdayım."
Aç gözleriyle, "Ulan şu seçimi bir kazansam, yedi sülalemi mala boğarım" diye bas bas bağırmaktadır.
***
İkisinde de ne plan, ne proje...
Ellerinde sadece, birbirlerinin çamura batmış dosyaları.
İkisi de milyon dolarlar harcar, nasılsa bu topraklar ona karşılığını kat be kat verecek.
***
Bu iki aday arasından seçimi kim kazanır dersiniz?
İnsanlar aklını çalıştırırken, oy verme işlemlerinde, hangi değerlerin ayakta kaldığını sanırsınız?
Bencil hesapların tavan yaptığı, bal tutanın parmağını yaladığı bir memlekette, istifini bozmayan adamlar, kirli adamların fiyakasını bozar mı?
Köylünün parasıyla altına cip çekenler ülkesinde, namuslu insanlardan başka kim çile çeker?
***
İnsanların kanına karıştırılan zehir, şehirlerde, köylerde dürüst insanlara seçilme hakkı tanımaz.
Talana karışanlar için "sebeplenmek" varken, sonuçlara katlanmak yoktur.
Kendi yolunu bulmanın en temiz yolu, kirli adamlara oy vermektir.
Çünkü seçilen adamdaki kir, seçenlerde mevcuttur. ***
O yüzden bu ülkenin sorunu seçilenler değil, seçenlerdir!
Adaletten, geleneklerden, vicdanlarından vazgeçenler!