Berbat bir hava esiyor, futbolun üzerinde.
Ve ortam gerildikçe geriliyor.
Merak etmeyin herkes sırasını bekliyor, gözyaşı musluklarını açmak için.
Futbol adaleti, Üç Büyüklerin; hakemleri, yasaları kendi lehine çevirmesinin öbür adıdır.
O yüzden Sivasspor ve Trabzonspor nasıl sinsi bir mücadelenin içinde olduklarını bilsinler. Bugün, yarın, daima...
***
Bizde seçimler bile adaletli değil ki, futbolumuzda adalet olsun.
Drogba'nın ayakkabısını parçalayan kompleks, bizim topraklarımızda iktidardır.
Ama böylesine bir "
pozisyon katliamına" bile aldırış etmeden, yürekle futbol oynamanın ve milli formaya layık olmanın gösterisi yine
Drogba'ya ait.
O yüzden,
Colin Kazım'ın milli formayı giydiği bir ülkede, kimse bana emeğin ödüllendirilmesinden bahsetmesin.
Özellikle de
Fatih Terim...
***
Aziz Yıldırım'ın
Fenerbahçe'ye verdiklerini kimse inkar edemez.
Ama bu sezon
Fenerbahçe'den aldıkları da,
Büyükşehir maçındaki hakem hatalarını sollayacak kadar büyük.
Taraftar için, pozisyonları tartışmanın bile alemi yok,
Aragones varken...
İnsan eğilip baktığı suda, kendisini görebilir.
Ama "
Ben kralım, ben padişahım" diyorsa, hiçbir şeyi göremez!
Aziz Yıldırım'a hatalarını gösteren bir ayna bulmak gerekiyor belki...
***
Eğer
Aragones hala yerinde duruyorsa.
Aragones'le yapılan
"bol tazminatlı" anlaşma,
Fenerbahçe'nin büyüklüğünü inkar edecek biçimdeyse...
Onun bedelini cebinden karşılayacak olan da... Yine
Aziz Yıldırım olmalıdır.
Kendisine yapılan haksızlıklarda ayağa kalkmayı bildiği kadar, kendi yaptıklarında hesap vermek adına...
***
Yoo, kimse eleştiriden korkmasın.
Güller bazen dikenleriyle avuçlanır.Gerektiğinde, tanrılar bile suçlanır! Ama alçakça iftiralarla değil!
***
İftira, dünyanın en aşağılık eylemidir.
İftiranın harflerinde salya vardır, kin vardır ve insanlığı reddeden bir kalleşlik vardır.
Aziz Yıldırım'a yapılan magazin konulu iftira, alçakça bir saldırıdır.
Ne utançtır ki, bu ülkede yükselen değerdir alçaklık!