Dinamo Kiev karşısında, ruhları donan Fenerbahçeli futbolcuların,
"korku kazanındaki" hali, biçareliğin tarihe geçmiş halidir.
Onlar bırakın gol atmayı, ter bile atamadılar.
Gözlerimin önüne geçen yılki
Sevilla maçı geldi.
Chelsea maçı...
Kendi kendime gerçeği fısıldadım.
"Bu takımın başına ne geldiyse, inat imparotorundan geldi" dedim.
Sanık olarak,
Aziz Yıldırım'ı işaret ettim.
***
Geçen yılın devrim takımını bırakıp, sahanın ortasındaki
Fenerbahçe' ye baktım.
İlhan Parlak'a,
Ali Bilgin'e..
"Benim kadrom yeterli" derken, takımın teknik direktörü gibi konuşan
Aziz Yıldırım'dı...
O halde
"hesaplar lütfen" dedim.
Maldonado ve
Josico ibretlik duruyordu sahanın orta yerinde.
Avrupa'daki başarının sırrını yabancı sayısının artışında arayan
Aziz Yıldırım'a, iki yabancının resmini postaladım.
"PAF Takımı'ndan iki genci çıkarın, bunlardan daha yararlı olmazsa, ben de bir daha elime kalem almam" diye not düştüm üstelik.
***
Trilyonluk
Aragones ...
Emre ve
Güiza'dan sonra,
Fenerbahçe'yi tarihi borcun altına sürüklemenin üçüncü ayağı.
Cesaretini yitirmiş bir takıma
esaret devrimini aşılayan bir adamla,
Fenerbahçe'nin yarını olmayacağı apaçık ortadayken...
"
Teknik direktörlüğün robot resmini çizip kulübeye koysam, Aragones'ten daha yürekli olur" dedim.
Kimse duymadı.
Dinamo Kiev, asgari ücretle, azami koşudaydı.
Fenerbahçe takımındaki biçare futbolculara bakınca...
"Herkes kendi aynasına bakmalı" dedim.
"Ve utanmalı..." ***
Pozisyonlar, kral olacak adamın ayağına gelir. 26 milyon euroya
Fenerbahçe'ye gelen
Güiza aynı zamanda okçuymuş.
Fenerbahçe raydan çıktı ama ok yaydan bir türlü çıkmıyor.
Maçlardan sonra herkesin aklında, ağlamaklı bir yüz ve beceriksiz bir çift ayak kalıyor.
***
En sahte koşular
Roberto Carlos'a aitti.
Roberto Carlos'un ikinci yarıda, topu rakibinin önüne attığı ve geride kaldığı, zavallı koşuya baktım.
"Ona reklam yıldızı olduğunu söylemeyin, o hala kendini sol kanadın kralı sanıyor" dedim.
Bu güçsüzlüğe acı acı gülümsedim.
***
Her şeyin bir sebebi var.
Gün gelir şarkılar susar, danslar biter..
Efsane başkanlar da pistte tek başına kalır.
Zaten ne yaptıysa tek başına yapmıştır.
Doğrularına hak ettiği alkışları fazlasıyla almışsa...
Yanlışlarına da isyan bayraklarının açılması kaçınılmazdır.
***
O yüzden, bu
Fenerbahçe'yi ve
Aziz Yıldırım'ı eleştirmek.
Gazeteciliğin en onurlu sayfalarından biridir.