Türk esnafı Geçen yıl bu zamanlar, Takvimgazetesinde büyük bir dizi yazı yayımlamıştık. Türkesnafının durumunu, şikayetlerini yansıtmaya çalışan bir diziydi bu. Diziyi kaleme almak için, günlerce çok sayıda dükkanın kapısını çalmış, dertlerini dinlemiştim. Mesleki tecrübemden şunu biliyordum ki, esnaf milleti genel olarak şikayetlenmeyi severdi. Hep yakınırdı. Fakat bu kez durum biraz daha ciddi görünüyordu. Piyasalarveesnafındurumuhiçbukadarkötüolmamıştı, diyordu esnaf. Dükkanlar, mağazalar sinek avlıyordu. Piyasalarda yaprak kımıldamıyordu. Esnafla uzun uzayıda konuşurken bizzat gözlerimle müşahade etmiştim. Yüzlerce mağazanın bulunduğu büyük çarşılarda saatlerce gezindiğim halde, müşteri niyetine üç-beş kişi bile görmemiştim. Dizi yazıyı şöyle bitirdiğimi hatırlıyorum: Esnafıhiçböylegörmemiştim. Durum bu defa ciddi. IMF politikaları ve hükümetin ücret politikası yüzünden, harcanacak para yok. Müşteri ortadan çekilmiş. Esnaf gerçekten kan ağlıyor.
***
Makro ekonomide kağıt üzerinde olumlu görünen göstergeleri, reel piyasada ve mikro ekonomide görmek mümkün değil.
***
Çiftçinin, tarım üreticisinin, işçinin, emeklinin, dulun, yetimin ve memurun cebinde harcanacak para yok ki, esnafın durumu iyi olsun.
***
Hangi partinin ötekileri tepeleyeceği, sokaklara, caddelere asılmış parti bayraklarında hangisinin galip geleceği benim umurunda değil. Fakat şuna bakacağım.
***
Türkiye'de 42 milyon seçmen var. Peki kaç milyon esnaf var. Bana göre 6-8 milyon esnaf var. Eşleriyle birlikte 15 milyon kişi. Seçmenin yüzde kaçı esnaf? Yüzde 30'dan fazlası.
***
Türkiye'de iktidarları belirleyen ana seçmen kitlesi, çiftçi ile esnaf. Çiftçi, mazota çalışıyor. Esnaf ise gittikçe kendi dükkanında proleterleşiyor. Bakalım, bu seçimlerde oylarını nasıl kullanacaklar? Sizce de meraka değer bir husus değil mi? Seçim meselelerini bıraktığımı yazmıştım; bunlar seçim meselesi değil, seçmen meseleleri.