Parti kapatma senaryosu Gündüz Aktan, değer verdiğimiz emekli bir büyükelçi. Ama onun bir tavrı çok eleştirildi. Askerin müdahalesi olmadan da AK Parti'nin tasfiye edileceğini ihsas ederken, Anayasa Mahkemesi kararıyla bazı şeylerin gerçekleşebileceğini yazdı, söyledi. Baktım, Milliyet gazetesine verdiği bir röportajda benzer görüşleri tekrarlamış: "AKP, laiklik ve Türkiye'nin tekil ulusal kimliğinin korunması yönünde kuşku yaratıyor. Bunun için, 'Türk kimliği üst kimliktir' demeli ve Anayasa'nın laiklikle ilgili 24. maddesini tartışmasız kabul etmeli. Her ikisini de yapmaz, üstüne üstlük 'Seçimle Cumhurbaşkanı'nı getireceğim' dersen, seni muhtıra ya da seçimle değil mahkeme kararıyla düşürebilirler. Cumhuriyet Başsavcısı davayı açabilir. 4.5 yıllık AKP iktidarında, Refah'la mukayese edilirse büyük bir dosya birikti. Ben 'Kapatılsın' demiyorum. 'Bunu yapmazsan sonunuz böyle olur' diyorum." İşte benim gibiler, bu zihniyete karşı AK Parti'yi destekliyor. Adil bir yarışı içlerine sindiremeyenler, ya muhtıradan medet umuyor, ya da muhtıra gölgesinde kalacak bir Anayasa Mahkemesi kararından. Anayasa'da yer alan laikliği, uygulama itibarıyla tartışamaz mıyız? Türkiye'de bu kavramın yanlış anlaşıldığını söyleyemez miyiz? Veyahut Kürt kökenli yurttaşlarımız için "Türkiyeli" tabirini kullanamaz mıyız? Onlar, "Türk" kelimesine etnik bir anlam yüklüyorlar. Bu yüzden, "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı"nı kabulleniyorlar AK Parti iktidara gelirse, ilk işi Anayasa değişikliği olmalı. Ve demokratikleşme yolunda atılan adımların başında da, parti kapatmaların zorlaştırıldığı bir düzenleme yer almalı. Baksanıza, rakipleri hâlâ, sandıktan değil Anayasa Mahkemesi'nden medet umuyor.