Çok kan akacak mı? "Seçimler öncesi çok kan akacak" sözünü sıkça duyduk. Nitekim, peş peşe cinayetler işlendi; birtakım kurumlara saldırılar düzenlendi; buna paralel olarak bazı çeteler de ele geçirildi. Hatırlayalım: Sauna Çetesi... Tarih: Şubat 2006... Çete lideri Kasım Zengin. Çeteye, TNT kalıplarını ve A4 plastik patlayıcılarını temin eden, Özel Harpçi Nuri Bozkır idi. Bozkır'ın, Ayaş Tüneli'nde çete üyelerine gayrinizami harp eğitimi verdiği gazetelerde çıktı. Atabeyler... Haziran 2006... Eryaman'daki eve baskın düzenlendi. 80 adet C4 patlayıcı, 4 adet uzaktan kumandalı bomba, 2 adet MKE yapımı el bombası, 3 adet tabanca, mayın, mermi, dinamit, vs gibi malzemeler bulundu. Kuvay-ı Milliye adı altında çok sayıda dernek örgütlendi. Hele emekli Albay Mehmet Fikri Karadağ'ın kurduğu derneğin bir yemini vardı ki evlere şenlik: "Kutsal Kur'an'ımız, bayrağımız ve silâhlarımız üzerine! Türk anadan, Türk babadan doğmuş, soyunda dönme olmayan Türk oğlu Türk'üm ben. Kuvay- ı Milliye'nin üyesi olmaktan sonsuz gurur duyuyorum. Üzerime aldığım tarihi sorumluluğun bilincindeyim. Türk milletini dünyanın efendisi yapmak uğruna, her türlü ahval ve şerait içerisinde dahi milletimin huzur ve refahı, devletimin ebediyen bekası ve yükselmesi yolunda yılmadan çalışacağıma, Türk vatanını ve Türklük camiasının şan ve şerefini korumayı canımdan aziz bilip; icabında vatan, Cumhuriyet ve bayrak uğrunda seve seve canımı feda edeceğime, namus ve şerefim üzerine ant içerim. Ne mutlu Türk'üm diyene." Bu yemin, Kur'an, silâh ve bayrak üzerine ediliyordu. İttihat ve Terakki Cemiyeti mensuplarından esinlenmişlerdi. Tırmanan ulusalcılık cereyanını, Tandoğan'dan Çağlayan'a, İzmir'den Samsun'a kadar görmüyor muyuz? Hatta, "e-muhtıra"nın sonunda "Ne mutlu Türk'üm demeyenler bizim düşmanımızdır" cümlesi ile Kuvay-ı Milliye yemini arasında bir paralellik bile kurulabilir. PKK'nın Irak'tan çok sayıda A4 ve C4 bombası kaçırdığı ifade ediliyor. Sauna çetesi ve Atabeyler çetesinde de A4 ve C4 patlayıcıları ele geçti. Anafartalar Çarşısı önünde de A4 patladı. Benim kafam iyice karışık. Güvenlik güçleri, hiç değilse canlı bombanın kimliğini buldular. İz sürerek, doğru bir neticeye pek yakında ulaşabileceklerini ümit ediyorum. Gazetelerde, Büyükanıt'ın Savunma Fuarı resepsiyonuna bu caddeden gideceği belirtiliyor ve "Hedef Genelkurmay Başkanı mıydı?" diye soruluyor. Her şey olabilir. Eğer öyleyse ucuz atlattık. Allah, Yaşar Büyükanıt'ı da hepimizi de korudu. Demek çok daha kötü gelişmeler ortaya çıkabilirdi.