Mumcu'ya ne oldu? Soruyu böyle de sorabilirsiniz şöyle de: Neler oldu da böyle oldu? Meclis'te cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk günü, en heyecanlı gündü. Hukukçular birbirine girmişti, Toplantı yeter sayısı 184'tür diyenler bir tarafta, 367'dir diyenler öteki tarafta toplanmışlardı. Gözler partilerin alacağı tavırdaydı. ANAVATAN Genel Başkanı Erkan Mumcu, Meclis'te kürsüye geldi ve konuşmasını (AKP'yi kastederek) şöyle bitirdi: Biz, bu adamlara devletin teslim edilemeyeceği görüşündeyiz! Tutum belli olmuştu. AKP'nin 367'yı çıkarması hayaldi. Abdullah Gül ile sürdürülen Çankaya hamlesi akim kaldı. Çünkü Anayasa Mahkemesi, toplantı yeter sayısı için 367'yi aradı.
***
Ardından çok debdebeli, şaşaalı bir birleşme, koklaşma, muhabbet süreci başladı, DYP ile ANAVATAN arasında. Türkiye'de hiç alışık olmadığımız işler oluyordu. DYP adını değiştirdi. DP oldu. ANAVATAN kendisini feshedecekti, falan filan. Fakat bu arada ANAVATAN, Meclis'te, AKP'nin ikinci hamlesi, yani Anayasa paketi yasa teklifİ sürecinde tam tersi bir tavır içine girdi. AKP'nin dümen suyuna giriverdi. Ardından da, referandum süresinin indirilmesi ile AKP'den okkalı bir kazık yedi. Ne olduysa ondan sonra oldu. Köprüler atıldı. Öyle bir atıldı ki, artık bu aşamadan sonra hem DP için hem de ANAVATAN için, seçimlerde barajı geçme problemi bile ortaya çıktı. Ne oldu da böyle oldu? Erkan Mumcu, çok kısa bir sürede aslına mı döndü? Yoksa, DYP ile AKP arasında tenis topuna mı çevrildi? Yoksa başka şeyler mi oldu? Demokrasi şeffaflık gerektirir.