CHP ve Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesine ilişkin Anayasa değişikliği nihai oylamada 370 ile kabul edildi. Ama, CHP'nin iptâl için Ana yasa Mahkemesi'ne başvuracağı belirtiliyor. Duyduğumuz kadarıyla, CHP, birkaç hu sus üzerinde duruyor. Genel seçimlerin 4 yılda bir yapılmasına ilişkin teklifin 1. maddesi, 3'te 2 çoğunluğun 1 oy altında, 366 oy aldı. Anayasa'nın 175. maddesinin 3. fıkrasına dayananlar, bu maddenin kabul edilmediğini, dolayısıyla 7 maddelik pakette bir değişiklik ortaya çıktığı için, Cumhurbaşkanı'nın yeniden veto hakkını kullanabileceğini belirtiyorlar. Anayasa'nın 175. maddesinin 3. fıkrasına göre, "Meclis,Cumhurbaşkanı'nıngerigönderdiğiAnayasadeğişikliğiyleilgilikanunu3'te2çoğunluğuylaaynenkabulederse,Cumhurbaşkanıbukanunuhalkoyunasunabilir." Eskiden uygulanan şekliyle, sadece 330'un altında oy alan maddeler paketten dü şüyordu. Burada ise, veto edilen ve Meclis'te ikinci defa görüşülen bir Anayasa değişik liği söz konusu olduğu için, 175. maddenin 3. fıkrasına bakılarak "367'yialmayanmaddepakettendüşmüştür" deniliyor. Bu iddia doğru olsa bile, paketin tümünü etkilememeli. Çünkü, teklifin 1. maddesindeki düzenleme, Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesiyle değil, genel seçimlerin 4 yılda bir yapılmasıyla ilgili. Bakalım Cumhurbaşkanı ileri sürülen iddialara katılarak "Paketin1.maddesidüştü,dolayısıylakanunaynenbenimsenmedi,ikincidefavetohakkımvar" diyecek mi? İtirazlar bu noktada kalmıyor. Usul yönünden Anayasa Mahkemesi'ne başvurulabileceği belirtiliyor. Bunun için de, Meclis İç Tüzüğü'nün "Beklemesüresini" düzenleyen 36. maddesinden yola çıkılıyor. 36. madde, "Komisyonlarahavaleedilenişleringörüşmesine,havaletarihindenitibaren48saatsonrabaşlanabilir.DanışmaKurulu'nuntavsiyesiilesürekaydınauyulmayabilir" demekte. Cumhurbaşkanı Anayasa değişikliğini veto edince, Danışma Kurulu'ndan 48 saatlik süreyi kısaltma kararı çıkmadı. Bunun üzerine Cumhurbaşkanlığı tezkeresi TBMM'de okutuldu; ardından da AK Parti'nin grubunun önerisiyle 48 saat bekletilmeden Anayasa Komisyonu'nda görüşülme kararı alındı. CHP, işte buna itiraz ediyor. "ÖnceCumhurbaşkanlığıtezkeresi,vetogerekçeleriyleTBMM'deokutulacak,sonraDanışmaKurulutoplanacak,Kurul'dansürekısaltmakararıçıkmadığıtakdirde,grupönerisiMeclis'teoylanacaktı.İçtüzüğün36.maddesineaykırıhareketedilmiştir.Biriçtüzükdeğişikliğisözkonusudur. DolayısıylaAnayasaMahkemesi,bukonudakararverebilir" diyorlar. Anayasa Mahkemesi'nin incelemesi usul yönünden 3 konuyla sınırlı; esas yönünden ise hiçbir inceleme yapamıyor. 1)Teklifiverenyeterlisayıdamilletvekiliimzasıvarmı?2)Oylamadaaranançoğunluğaulaşıldımı?3)İvediliklegörüşülemeyecekşartınauyuldumu?Yaniikimüzakerearasında48saatbırakıldımı? Şimdi CHP bu şartlardan ayrı, gene "eylemlibirtüzükdeğişikliğiolduğu" gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurulabileceğini söylüyor. CHP'ye göre, iç tüzüğün 36. maddesine uyulmamış, dolayısıyla, tüzük değişikliği yapılmış. Cumhurbaşkanlığı seçiminde aynı yoldan giderek, yetkisi olmamasına rağmen Anayasa Mahkemesi'nin Meclis kararını incelemeye alması, eylemli tüzük değişikliği sebebiyle kendini yetkili görmesi ve "Toplantıyetersayısı367'dir.Buşartauyulmamıştır" hükmünü vermesi gibi, şimdi aynı usulden yararlanılacak ve konu gene Anayasa Mahkemesi'nin önüne getirilecek. Konuştuğum AK Partililer, Anayasa Mahkemesi'ne başvurulduğu takdirde, CHP'nin istediği istikamette bir karar çıkacağına inanıyorlar. Ama Meclis iradesini aşarak, sürekli Anayasa Mahkemesi'ni devreye sokan CHP'ye sandıktan ne oy çıkar, onu da 22 Temmuz'da göreceğiz.