Ben sevgililer değil saygılılar gününü kutluyorum. Ama bugün saygımı arkama alıp sevgililere sallayacağım. Sevgilinin günü mü olurmuş. Günsüz kalsınlar inşallah. Ya evlenin ya ayrılın kardeşim, sevgililik de neymiş? Her yer kalp. Öğüük. Bir kere kalp öyle bir şey değil. Kalp mucizevfakat tipsiz bir şey. Gerçek kalbi güzelleştirip, yontup, boyayıp şekil yapmışlar. Kalpsizler. Kalbi olan var olmayan var, ayıp valla. Edebinizle evinizde kutlayın gününüzü. İçinize kapanın. 'Sevgili' kelimesi 'evgili' kelimesinden türemiştir. 'Evgili' de 'Gili'den. 'Gili' ise 'Bili' den. 'Bili bili' imiş, zaman içinde değişe değişe 'Gili gili' olmuş. Yaniiiii bu durumda 'Sevgili' gelişi itibariyle anlamsız bir kelimedir. Sevgili diye bir şey yoktur, dolayısıyla olmayan bir şeyin günü de olmaaaaaz. Engin dağarcığımla sizleri sıkmak istemiyorum. Bilgisel gerçeklerimi bir kenara bırakıp birazcık da menfaat konusuna uzanayım. Ticari bir durumdur sevgililer günü. Mağazalar bu güne kadar satamadıkları şeyleri üzerlerine kalp yapıştırma yöntemiyle, birbirini sevdiğini kanıtlamak için hediyeleşmek mecburiyetinde olan çiftlere köserler. Budur. Alış verişi tetiklemek. Arttırmak. Zaten sevgili denen tipler, birbirini gerçekten sevseler; ''Canım sevgilim, biliyorsun kriz var, boşuna masraf etme. Ben senin beni ne kadar sevdiğini biliyorum. Bunun için bana hediye almana gerek yok.'' derler. Hıı derler. Bir kere insanlar hediye seçmeye ayırdıkları zamanı, sevgililerine ayırmalılar. Ama kalıbımı basarım, sevgilisine böyle bir günde hediye almayacak cesareti olan kişi henüz anasından doğmamıştır. Yani ben bu fikirleri empoze ederek kimseyi ayıramam. Ersagun (büyük oğlum) güya bana çaktırmayacak; ''Beraber hediye almamız lazım anneciğim'' dedi. ''Neden?'' diye sordum. Sınıfta çekiliş yaptık bana çıkan arkadaşa hediye alacağım.'' Ben de aptalım ya inandım. Yılbaşı mı bu? Basbayağı sevgilisine hediye alacak, utanıyor söylemeye! Bu yaşta sevgili mi olur? Almayacağım hediye mediye, gitsin kendisi alsın ne alacaksa. Hoşlaşmam ben öyle sevgi mevgi işlerinden. Öyle ya da böyle, bir şekilde'14 Şubat' diye bir şey var. Yadsıyacağım diyorum, yadsıyamıyorum. Gözüme sokuyorlar. Algım seçicileşiyor. Çevremdeki herkes el ele tutuşmuş, sarılmış, birbirinin gözlerine bakıyor. Vapura biniyorum geleneksel öpüşme günü mübarek. Herkes birbirine tünemiş. Kırmızı ve pembe dışında renk kalmamış dünyada. Vitrinler, caddeler ''Aşk, aşk!'' diye bağırıyor. Bu gereksiz günün yerine daha anlamlı, daha kalıcı duygulara adanmış günler kutlanmalı oysaki. 'Arkadaşlar günü', 'Yaşıtlar günü', 'Aynı şarkıyı sevenler günü' falan gibi. Böylece adı konulamayan bir çiçek patlaması da olmaz. Ne bu ya? Çiçekler daha çiçek. Her zamanki çiçeklerden ama daha pahalı, daha kırmızı, daha çok. Hala bu günün ne kadar saçma olduğunu anlatamadıysam bir de şunu dinleyin. Her yıl 14 Şubat günü, birçok ülkede kutlanmakta olan Sevgililer Gününün kökeni, Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanmakta. Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü. Bu sebeple bazı toplumlarda "Aziz Valentin Günü" olarak adlandırılmış. Valentine kelimesi, Batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında da kullanılıyor. Valentine adlı rahip, yaşadığı aşka karşılık alamaması üzerine intihar edip kalbinin sevdiğine gönderilmesini vasiyet etmiş (psikopat). Bu olay üzerine Valentine'in aşkı Hıristiyanlıkta bayram olarak kabul edilmiş. Zamanla da mübarek noel bayramı gibi tüm dünyaya yayılmış. (Adam intihar edip kalbini oydurtuyor, sevgilisine yollatarak aklını alıyor, biz de kadıncağızın muhtemel fıttırış gününü kutluyoruz. Olacak iş mi?) 'Aziz Valentin Günü'nün romantik aşk ile bağlantısı, Orta Çağ'ın sonlarına doğru, dinsel özelliğini yitirmiş, 1969 yılında dini takvimden de çıkarılarak kutlanması sona ermiştir. Zaten birçok Müslüman ülkede hoş karşılanmamaktadır. Ama cazgır kızlar yüzünden, günümüzde de sevgililerin birbirine hediyeler aldığı, kartlar gönderdiği özel bir gün olarak devam etmektedir. (Birçok erkeğin sevgililer gününe önem vermediğini biliyoruz. Duyuyoruz.) Tahminlere göre 14 Şubat günü, tüm dünyada 1 milyar civarında kart gönderilmektedir. (adlarını ağaçlara kazısalardı bu kadar zarar yapamazlardı.) Neyse umarım sizi bu elim günden, bir nebze olsun soğutabilmişimdir. Beslemeyin böyle etkinlikleri ne olur. Şimdi duyar gibiyim, kıskandığımı falan düşünüyorsunuz. Bu kadıncağızın çikolata alacak, gül verecek kimsesi yok diyorsunuz. Hiçte bile. Yalan. Küsüm ben zaten. Yalnız kalmak istiyorum. Şaka bir yana; sevgililer, sevgi alışverişi yapan insanlardır. Sevgi ise rabbimizin bizlere armağan ettiği en mucizeven munis duygudur. Gözle görülmez, elle tutulmaz. Onu maddeye dönüştüremezsiniz. Maddeyle ölçemezsiniz. Sadece ve sadece yüreğinizde hisseder, gücünüz yettiği kadar dilinizle ifadelendirmeye çalışırsınız. Ne mutlu sevgiye kıymet biçenlereSaygılar sevgiyi bir güne sığdıramayanlara