
Yaşadık yaşamdan medet umarak. Ölürüz ya öldüğümüzün neye yaradığını bilmeden. Akif'le güzel abim- konuşuyoruz Ankara'da... Bamadan söz ettim. Futbol oynadığım dönemde beni izlemediğinden, önem vermediğinden yakındığım anlattım. Sonra onun beni gizlice bir kenardan izlediğini söylediğinde çok pişman olduğumu. Babam gelip oynadığım futbolu bir kenara gizlenip izliyormuş; ben görüp de heyecanlanmayayım' diye.
Heyecanlanmak ne kelime; gönenirdim oysa. Neyse o öyle düşünmüş. Sessiz sakin bir adamdı. Abartıyı sevmedi hiç. Gösterişsiz yaşadı yaşadığı boyunca; o genç ömründe yaptığı en iyi şeyi bile kimseye anlatmadı; gösterdi sadece. Benim için söylediği söz hançeremde durur yıllardır; "Döktürdün yine!" Akif ki şair Akif- aldı bunu ve arkadaşlığımızın tavanına kristal bir avize gibi astı;
"Hangi ödül bundan büyük olabilir?" Ve devam etti; "Hala kırıp dökenlere inat döktürüyoruz işte. Bugün de kırıp dökenlere katlanabiliyorsak 'hep döktürmek' istediğimiz içindir!"
KIRIP DÖKÜLENLER Kırılıp dökülenlerden biri de şair İlhami Çiçek'ti indimizde. Geç tanıdım onu. Ya da geç buldum diyeyim. Erzurum Oltulu'ydu sekiz yaş büyüğümdü Edebiyat Fakültesi'ni bitirmişti, hastaydı, rahatsızlığı başedilecek gibi değildi, o güzel beyninin ağrılarına dayanamayacak kadar hastaydı. Oturdu şiir döktü yaşamın kabalığı karşısında inceliğinden; ince yürekliydi İlhami... Dünyayı önce eytişimin daha sonra uhreviyatın penceresinden izledi. Yol bir olma biçimiydi; bir yoldan diğerine geçti. İnceliği de onunla birlikte geçti aynı yolu.
Sonra... Sonra sında bir bahar akşamı Tokat'ta askerliğini yaptığı bir sırada namluyu dayadı boğazına ve bastı tetiğe; bir yol erinin cesaretini gösterip; öldürdü kendini İlhami... Dağıttı bir mermiyle o güzel beynini... Ama giderken bile döktürdü;
"Umut kesilmiyorsa dostlarım/ Kesip barikatlar yaparak kangrenli gövdemizden/ Şurda güneşe ne kaldı!" SATRANÇ DERSLERİ Ve ardında Satranç Dersleri'ni bıraktı yürüyenlere... Şiirler; yüreksöken şiirler;
"her şey eninde sonunda sessizdir / bir günün kırılganlığından kalan ve tekrar tekrar kırılan / müteellim bir insan sesinin başlattığı ağlamanın kırı / sessizdir / dalda / yalnız ve dağılmış bir elma / yalnız ve yapraklar örtmüyor onu gelen akşama / geçen akşamın içlenmeleri dadanmış / bu kahır sessizdi / İçinin çıngarlarından yonttuğun / asi bir atbaşı gibi rüyalarının ucunda / umudun sesidir Filistin'de akşamüstleri / sessizlik bir file somun gibi." Bütün döktürenlere hürmetle