Washington çağdaş Roma mı?
Bu teşbih sıkça yapılıyor. BirleşikAmerika'nın dünya üzerindeki hükümranlığına, özellikle 2. dünya harbinden sonra katettiği mesafeye, elde ettiği ekonomik ve askeri güce, askeri gücün kullanılmasında başvurduğu yöntemlere ve sürdürdüğü ittifaklar ve konjonktürel stratejilerine gönderme yapılarak.
***
Üzerinde güneş batmayan İngiliz İmparatorluğu'ndan (bu da eski ama hoş bir metafordu) hegemonya asasını devralan Amerika'yı bu şekilde "çağdaş Roma" nitelemesiyle teşbih edenler arasında, içten içe bu muzzam güce biat edenler, o güçle ittifaktan başka seçenekleri akıllarına dahi getirmek istemeyenler ve de yılda en az 5 kere Amerika'ya gitmek için sonsuz Amerikan vizeli pasaportsuz yaşayamayacaklarını düşünenler çoğunluktaydı. Soğuk savaş yıllarında Amerika'nın kucağına alabildiğine itilmiş bir ülkede bu kadarcık sevgi ve sempatinin oluşmasına da hayret etmemek gerekiyordu herhalde.
***
Sen ne diyorsun hemşerim, Amerika'nın "çağdaş Roma" olduğuna katılmıyor musun yani, diyebilirsiniz. Rica ederim, katılmaz mıyım hiç? Hem de nasıl katılıyorum.
***
Bildiğiniz gibi, antik Roma'da hem asillerin hem de serflerin en çok sevdikleri oyunlardan biri, (spor niyetine) hipodromda atlı araba yarışlarıydı, bir diğeri de arenada gladyatör dövüşleriydi.
***
Bugün ne yapılıyor sanki? Birbiriyle kıyasıya mücadele eden, rakiplerde ölümcül yaralar açabilen, gözü dönmüş, açgözlü, hırslı araba yarışlarını, artık küresel şirketler ve onların yerli ortakları yapıyor. Atlı arabaları, şirketlerin serfleri cilalayıp, parlatıp, yarışa hazır hale getirirken, seyisleri beygirleri bakıp beslerken aynı arabaları şirketlerin CEO'ları kullanıyor. İster Türkiye'de, ister dünyada, bir tarafta batıp giden, yiten patronlara CEO'lara bakın, bir tarafta güneş gibi yükselen yeni şirketlere ve CEO'lara bakın! Bütün dünya küresel sermayenin hipodromu haline getirilmiştir.
***
Gelelim çağdaş Roma'nın çağdaş arenalarına! Zavallı Afrika, Sierra Leone'den Sudan'a kadar tam bir arenaya dönüştürülmedi mi? Afganistan'da gladyatörler çarpışırken, zavallı Afgan halkı arada linç edilmiyor mu? Irak nasıl parçalandı ve gladyatör Blackwater'lar masum ve sivil halkı istedikleri zaman istedikleri yerde kurşuna dizmiyorlar mı? Şimdi usul usul Pakistan, değişik gizli servislerden gladyatörlerin yeni arenası haline getirilmiyor mu? Filistin çok uzun zamandır ve hala korkunç bir arena görünümünde değil mi? Sırada hangi arenalar var diyecek olursanız, ben planlamadığım için bilecek durumda değilim.
***
Bildiğim şudur: Amerika, gerçekten ve bu anlamda çağdaş Roma'dır! En büyük yardımcıları da, yerel işbirlikçileri ve hempalarıdır. Çağdaş Roma'nın ve işbirlikçilerinin yarattığı devasa arenalarda yalnızca masum insanlar gladyatörlere ve onların aslanlarına yem olmuyorlar. Irak'ta alenen görüldüğü gibi, yüzbinlerce, milyonlarca kadın hayatlarını bedenlerini satarak sürdürmeye mahkum ediliyorlar.
***
Yalnız bir açıdan yüreğimi ferah tutabiliyorum, onu da söyleyeyim: Amerika, içine sürüklendiği büyük açmaz, çaresizlik ve güç kaybı bakımından da, tam da Roma'yı hatırlatıyor.