Mum gibi dur bakiiiim... Çocukluktan beri yere göğe sığdıramadığımız bi'olgudur; "Türk Aile Yapısı"... Çok önemlidir çocuğun gelişimi esnasında sergilediği tavırlar. Bize izin verilmez. Bize müsaade edilmez. Ses çıkartmamıza hoş bakılmaz. Lafa karışamayız, misafirlikte çok yemek yemeyiz, tuvaleti kullanamayız, ikram edilmeyen şeye el uzatamayız, hele hele asla ama asla çekmece, dolap ya da elektronik eşyalar karıştıramayız... Daha küçücük bi'çocukken bile, öğretilmedenistenenbi'sorumluluğunaltınagirmemiz beklenir bizden... "Emirsorgulanmaz,uygulanır..." mantığı geçerlidir bizde. Buna mukabil çocuk da, neden bu isteniyor kendisinden bunu anlamak, o küçük kafasına yatarsa bunu yapmayı kabul etmeyi ister... Ana-baba sorgulanmayı, çocuk da talimat almayı uygun bulmayınca işler karışır hep... Ulusal hastalığımız olanlardan ders almamak. O ana-baba da sıkıldı tükendi o yaşlarda. O küçük beyninde çözemedi bağlantıları. "Bu büyükler neden böyle anlaşılmazlar?" diye hayıflanmaktan, oynadığı oyundan, oyuncaktan keyif alamadı. Buna rağmen, "Bençocuksahibiolduğumdabusıkıntıyıyaşatmayacağımevladıma" duygusu değil de, "Bendeoyaşlardaböyleydim" düşüncesi hakim. Empati sıfır. Yeteri kadar emek verilmeden, sabır gösterilmeden, birlikte zaman geçirmeden, temsil kabiliyeti kusursuz çocukalara sahip olmak istiyoruz... Bir an sahip olduğumuz minik canlının adının 'çocuk' olduğunu, henüz şartlara karşı eğitimsiz ve hazırlıksız olduğunu hiçe sayıyoruz. Neredeneyapacağınıbilmediğiiçinonunadı'çocuk'... Örneğin, misafirliğe gideceğiz, hele o evde de yaşıt bi'çocuk varsa değmeyin keyfe. Zaten o evde kek-börek-çukulata ikram edileceği de belli. Fakat bu güzel tablo, yol boyunca "Mumgibiduracaksın,yaramazlıkyaparsanhemengeridöneriz" şeklinde uslu durma bazlı minik anne tehditleriyle yara alır. Mumgibiduramazkiçocuk. Doğası onu çok yönlü, amatör araştırmalara iter. Yaradılış kanunu ona bunu beraberinde getirmiş. Bırakmumu,fitiliateşlensinde,aydınlatsınöncekendinisonraseni... Olay gençlik çağlarına ilerlediğinde, bazı dürtüler harekete geçiyor ama ebeveyn mantığı hiç değişmiyor. Eksikliği hâlâ net bi'biçimde göze çarpan empati durumu hakim... "Benimçocuğum......yapmışolamaz,bubizimailedeolmaz" gibi beylik laflarla, sürüden ayrılma çabaları çok lüzumsuz oluyor. Sahip olduğumuz ve 'en değerli hazinem' diye nitelendirdiğimiz çocuklardan, sürekli olarak aileye artı katacak davranışlar beklemek çok da olumlu değil. Bu yüksek hedefleri onların önüne koymak, istediğimiz ölçüde gerçekleşmediğinde bozuk çalmak, "Ailembenianlamıyor!!!anlamıyorişte!!!" şeklinde ümitsiz, karanlık düşüncelere iter bu arkadaşlarımızı... Temsil kabiliyeti yüksek hatasız evlatlar yetiştirmeye çalışmak yerine, onlarlaarkadaşolmakvebireyolarakdavranmakuygunolur. Kaliteli bi'bireyin her hareketi zaten memnuniyet verici olacaktır otomatik olarak...