AİHM ve Merve Kavakçı 5 Nisan'da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Merve Kavakçı, Mehmet Sılay ve benim hakkımda kararını açıklayacak. Malûm, Fazilet Partisi kapatıldığında, aralarında benim de bulunduğum ama, parti yönetimde hiç etkisi bulunmayan birkaç milletvekili ve Fazilet Partisi üyesi adeta "kurbanlık koyun" olarak seçilmiş ve partiyi "laikliğe karşı faaliyetlerin odağı" haline getirdiğimiz gerekçesiyle, 5 yıllık siyaset yasağına çarptırılmıştık. 2007 başında bu yasak sona erdi ama, önemli olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararı. Ben, kamuoyunun genelde bildiğinin aksine, Merve Kavakçı ile birlikte Genel Kurul Salonu'na girdiğim için değil, Kayseri'de yaptığım tek bir konuşma dolayısıyla suçlanmıştım. O konuşmada, "Başörtülü kadınlar bir yasak olmadığına göre Meclis'e de girebilir, üniversiteye de" demiştim. Partinin yönetici kadrolarına dokunulmazken, benim yasak kapsamına alınmam o kadar yadırgatıcıydı ki, Emin Çölaşan bile, şaşkınlığını gizleyememişti: "Dün saat 15.30 dolayları. Anayasa Mahkemesi'nin hangi kararı verdiği, ya da vereceği, o sırada hiç kimse tarafından bilinmiyor. Herkes heyecanlı bir bekleyiş içinde. Orada bulunan gazeteci arkadaşlarımıza 15 dakikada bir cep telefonlarından ulaşıp 'Herhangi bir belirti var mı?' diye soruyoruz. Yok, yok, yok. O sırada bir 'dost' beni telefonla arıyor. Kulağı delik, iyi haberler alan, sağlam biri. Aynen şöyle diyor: 'Fazilet kapatıldı, senin Nazlı da gitti.' Kimdir 'Benim Nazlı', anlamıyorum. Dostum ayrıntıya girmiyor: 'Senin Nazlı'nın milletvekilliği düşürüldü. Bunu sadece sana söylüyorum.' İstihbarat salonuna iniyorum, bu haberi Sedat Ergin, Yaşar Sökmensüer ve diğer arkadaşlara söylüyorum. İşin Nazlı boyutu pek inanılacak gibi değil ve aklım kesmiyor ama bunu söyleyen kişi çok sağlam." (23 Haziran 2001-Hürriyet) Karar, kamuoyuna açıklanmadan önce, bilginin, Anayasa Mahkemesi'nin bir üyesi tarafından Çölaşan'a ulaştırılması bile, meselenin siyasboyutunu gösteriyordu. Zaten Mahkeme Başkan Yardımcısı Haşim Kılıç da, kararı siyasolarak değerlendirmişti. Bu yüzden, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin beni haklı bulacağını ve Türkiye'yi mahkûm edeceğini düşünüyorum. Ama önemli olan Merve Kavakçı hakkındaki karar. Acaba, üniversiteye giremeyen genç kızlarda olduğu gibi, bu yasağı da Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı bulmayacak mı? Yoksa, Meclis tüzüğünde veyahut kanunlarda hiçbir sınırlayıcı kural olmamasından yola çıkarak, halkın seçtiği bir milletvekilinin başörtüsü dolayısıyla Meclis'ten atılamayacağı hükmünü mü verecek? Yalnız, bu konuda Kavakçı'nın durumu biraz farklı. Çünkü, Kavakçı, resmi makamlara bilgi vermeden Amerikan vatandaşlığına geçtiği için Türk vatandaşlığını kaybetti; önce, bu yüzden milletvekilliği düştü. Gerçi, bu hususu bir vesile olarak kullandılar ama, netice itibarıyla AİHM, hukuka uygun bir karar olduğu sonucuna varabilir. Öte yandan, Anayasa Mahkemesi, daha sonra Fazilet Partisi'ni kapatırken, Kavakçı'yı 5 yıllık siyaset yasağının içine de soktu. Bizi ilgilendiren, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bu karara ilişkin yorumu. 5 Nisan'ı merakla bekliyoruz. O dönem basın, Fazilet Partisi'nin kapanmasından zi-yade, nedense benim yasaklanmamı önemsemişti.Hürriyet gazetesi "FP'yi de yedi" derken, Sabah gazetesi "Fazilet'i iki kadın yaktı" manşetini atıyordu.