Bilirsiniz, çözümü kolay olan bulmacaların tepesine "10 dakika"; zor olduğu farz edilen bulmacaların tepesine ise "30 dakika" ibaresi yerleştirilir. Ben de "Acaba bu format köşe yazıları için de oluşturulabilir mi?" diye düşündüm. Şimdi aşağıda iki ayrı yazı yer alacak.. Bunların ilkinde, "okunması kolay" olduğunu varsaydığım için yazının tepesine "5 dakika" ibaresini; "okunması zor olduğu" varsayılabilecek yazının tepesine "15 dakika" ibaresini koydum! İki ayrı seçenek sunmamın temel gayesi " demokratikneyin " olsun diyedir!
KOLAYYAZI(3DAKİKA): Türkiye Cumhuriyeti bir devlettir ve Cumhuriyet ile yönetilir. Birlik ve beraberlik içinde olmamız gerekir. Niye olmamız gerekir? Çünkü birlikten kuvvet doğar. Kuvvetli olmalıyız ki devletimiz birlik ve beraberlik içinde olsun. Birlik ve beraberlik içinde olmazsak biz nasıl kuvvetli olabiliriz? Düşmanlarımızı iyi tanımalıyız. Teey teey de tey tey..Ülkemizin üç tarafı denizle çevrilidir. Konya bir tahıl ambarıdır. Unutmadan ekleyeyim.. Türkiye'nin yazları kurak ve sıcak; kışları ise soğuk ve yağışlı geçer. Birinci Dünya Savaşı'nda Almanlar yenildiği için biz de yenilmiş olduk. Yoksa ne diye yenilelim? Biz yenilmeyiz adamı direkt yeriz. DünyakupasındadabizFransa'yıyenecektikamaAlmanyaFransa'yayenildiğiiçinbizdeyenilmişolmadıkmı? Tamam fikir sahibi olmadan köşe yazarı olunabilir ama bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz. Ziya Paşa der ki: "Ainesi iştir kişinin lafa karışılmaz" pardon "lafa bakılmaz" Lafa gelince bu hükümet laikliğe taraftarmış gibi davranıyor. LaikliğetaraftarolsaDoğangrubunavergicezasıkesilirmi? Tabi ki kesilmez. Hem niye kesilsin ki? Sarıkız minik buzağıyı sütten kesti mi ki? Kesmedi. Bu yazı da sizi kesmediyse ben daha size ne diyeyim? Kesiyorum..
ZORYAZI(10DAKİKA) Türkçe bir sözcük olan " baş "ı, Arapça bir kelime olan " kafa " yerine her zaman kullanamayız. " Kafasızinsan " ile " başsızinsanın " aynı insan olduğunu söylerseniz ya Türkçeyi "baştan" aşağı bilmiyorsunuzdur ya da "kafadan" sakatsınızdır! Bunun gibi, Türkçe "yüz" kelimesini Arapça bir sözcük olan "surat" yerine ikame edebilir miyiz? " Suratsızinsan " ile " yüzsüzinsan " aynı mıdır? " Yüreksizinsan " ile " kalpsizinsan " da aynı anlama gelmez. İlkinde "korkak" bir figür ortaya çıkar; ikincisinde ise "vicdansız" bir figür.. Yürek ile kalp aynı manaya gelmiş olsaydı herhalde sakatatçı vitrininde, "ciğer, böbrek, dalak, beyin, taşlık bulunur" yazısının yanında "kalp bulunur" ibaresi de yer alırdı. Tabii"yerseniz"! Evet, bu memleketin özellikle medyasında ve yargısında iş çığırından çıkmıştır. Bu niye böyledir, niçin böyledir, bunlar kimlerdir ve bu işler, Kemal Tahir jargonuyla yazarsak "nasıl bir işlerdir?" Neticede, çok özür dileyerek söylüyorum ve Atatürk'üKorumaKanunu'namuhalefetetmektenacayipkorkuyorum ama söylemek zorundayım. Atatürkbirinsandı. (TDK'ye göre "İnsan":Memelilersınıfınıninsangillerfamilyasından, iki ayağı üzerinde duran ve yürüyen, kolları kısa, vücudunun birçok yerlerinde tüyler azalmış, çeneleri belirli, kafatası yuvarlak ve yüz açısı yüksek, konuşabilen tek yaratık.) RecepPeker kafasından çok daha bambaşka bir kafaya sahip olan ve gerçekten büyük bir insan olan Atatürk'ü bazıları Peygamber mesabesinde görüyor bazıları ise Atatürk'ü küçültmeyi şahsi çıkarlarının ve kişisel ikballerinin bir vasıtası olarak görüyor. Böylece akıl ve vicdan ne yazık ki kopuyor, koptuktan sonra da nereye gittiğini aklı başında olanlar dahi bilmiyor! Örneğin bir profesör çıkıp şunu diyebilmişti: "Türban dinsel bir giysidir ve bunu takan kişi şeriatçıdır. Şeriatçı, evrim teorisine inanmaz. Dolayısıyla bu teoriye inanmayan kişiler üniversiteyegiremez . Girerse kapıya kilit vururum.." O yüzden TDK, tez elden "insan" sözcüğünün tanımını yeniden yapmalıdır ve demelidir ki: "Memeliler sınıfının insangiller familyasından, iki ayağı üzerinde duran ve yürüyen, aradabirAnıtkabir'edeyürüyen, çenesi düşük, omzu kalabalık, burnu büyük, gerdanı kırık, ensesi kalın, dili uzun, gözleri perdeli, papyonlu tek yaratık.."