'Başörtülü kadınlar jipe binemez' diyen tanınmış aday
Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı MehmetBekaroğlu'nun ajans5.com adlı sitedeki röportajı ilginçti.. Bekaroğlu, "Başörtüsüilejipaynıandaolamazmı?" sorusuna diyor ki: "Evet olamaz. Çünkü jip insanlıkla uyuşmaz. Mütekebbirliktir. Uyuşmaz uyuşamaz." Bekaroğlu devam ediyor: "Bir tarafta yanında küçük çocuğu ile otobüs durağında buz gibi havada bekleyen bir anne var; diğer tarafta ise jipiyle son sürat yanından geçen başka bir başörtülü.." İşte Bekaroğlu'nun bu "çıkış noktası", daha doğrusu çıktığı nokta ile vardığı nokta arasındaki illiyet rabıtası (nedensellik bağı) problemli bir bağ oluşturuyor. Şöyle ki: Bir kere, Bekaroğlu "Başörtülü bir kadın jipe binemez" diyerek cümleye yanlış bir kurguyla başlıyor; zira bu cümlenin "altyapısı" şöyle temellendiriliyor ve denilmek isteniyor ki: "Başörtülübirkadınjipebinemez;çünkübaşörtülübirkadınMüslümanbirkadındır.Müslümanlıktadaisrafharamdır ." Peki, işin günah boyutunu tartışmak hem bu köşenin hacmini hem de benim haddimi aşar ama bu cümlenin "mefhum-u muhalif"inden şu anlam çıkmış olmuyor mu? O anlam da şudur: Başıaçıkkadınlarjipebinebilir,çünkübaşıaçıkkadınlardindardeğildir. Eh dindar olmayan biri de israfa her zaman kapı aralar! Bekaroğlu'nun özgürlük tutkusunu biliyorum, kastettiği elbette bu değil ama böyle bir anlam çıkarılmasına zemin hazırlamış olmuyor mu? Oysa başı açık olup da jipe binmeyi, ister ekonomik nedenlerle, ister ekolojik sebeplerle, ister teolojik gerekçelerle reddeden kadın yok mudur? Hatırlayalım, Bekaroğlu ne diyordu? " Başörtüsü ile jip aynı anda olamaz" diyordu değil mi? Yanicümleyi"Jipebinmekisraftanbaşkabirşeydeğildir;açıkkapalıfarketmez,erkekkadınfarketmez,hiçkimsebinmemelidir"şeklindekurgulamışolsaydımeselekalmamışolacaktı. Hele hele, "Bir tarafta yanında küçük çocuğu ile otobüs durağında buz gibi havada bekleyen bir anne var, diğer tarafta ise jipiyle son sürat yanından geçen başka bir başörtülü.." demiş olması başlı başına yanlış bir temellendirmeden ibarettir.. Bu mantığa kapı aralayacak olursak, bir başka tespiti yapmak mümkün hale gelir ve biri çıkar der ki: "Bir tarafta yemekpişirecek malzemeyi bulamayan ve evinde televizyonu dahi olmayan bir anne.. Diğer tarafta LCD ekran televizyonunda " Yemekteyiz " isimli programı izleyen başörtülü bir anne.." Demek ki problem şurada: Türkiye'de minibüse binmek için yol parası olmayan başı açık ve başı örtülü kadınlar da var; jipiyle alışverişe giden başı açık ve başı örtülü kadınlar da var.. Dolayısıyla, bu sosyolojik tespiti yaparken LCD ekranı, lüks döşenmiş evi ve jipi olan "kadınlara" vurgu yapmak yerine "başörtülü kadınları" mercek altına almak pek çok yanlışı beraberinde getiriyor. Birkadın,amabaşıörtülüamabaşıaçık,hemhayrınıyapıyorhamdejipe"Hayır"demiyorsabununyanlışolantarafınedir? Ya da bir kadın, ama başı örtülü ama başı açık, orta halli geliri olduğu için jipe binmiyor ama aç komşusuna bir tas çorba vermeye dahi tevessül veya tenezzül etmiyorsa, bunun doğru olan tarafı nedir? Dolayısıyla "Soğuktan donan anneler orta yerde dururken, başörtülü kadın jipe binemez" demek yerine çıkıp şöyle demek daha insani, daha ahlaki ve daha dini bir yaklaşım değil midir? "İster erkek ister kadın, ister başı açık ister başı kapalı, ister bir şişe süt bulamayan ister süt fabrikası olan, ister Müslüman ister Hıristiyan, kim olursa olsun bir insan israf etmemelidir" Peygamberimiz"Başörtülükadıniyibirdeveyebinemez"midiyebuyurmuştuyoksa"Komşusuaçkentokyatanbizdendeğildir"yada"Akarsukenarındaabdestaldığınızdabilesuyuisrafetmeyin"midiyebuyurmuştu? Vergisini verip hayrını da yapan milyarder bir kadın jipe de binebilir; bu haram değildir. Başörtülü kadın için de bu böyledir.. Ancak vergisini vermeyen, hayır yapmayan, zırnıkbilekoklatmayanbirkadın, lüzumsuz yere minibüse binerse işte bu haramdır, çünkü israftır.. Ölçü şudur: Çok "uzun" bir köşesi olan HıncalUluç'u okumak "zamanisrafı" dır.. Çok "kısa" bir köşesi olan YılmazÖzdil'i okumak ise israf mıdır bilmiyorum ama bunun " vakitkaybı " olduğu kesindir! Bu iki isme bu köşede çok "kısa" bir yer ayırmak ise zannımca " vebal "den başka bir şey değildir!