Üzerinden birkaç gün geçti ama araya başka konular girdiği için SalihMemecan'ın 10 Şubat 2009 tarihli Sabah'taki karikatürü hakkında yazamadım. "Altı ok ve çarşaf" birlikteliğinin en iyi hicvedildiği o karikatür işte beni, daha önce de kısmen değindiğim aşağıdaki yazıyı yazmaya sevk etti. Bir okulda yapılan seviye tespit sınavındaki sorulardan biri şuymuş: "AşağıdakilerdenhangisiAtatürk'üntemelilkeleriarasındayeralmaz?" A)HalkçılıkB)BilimsellikC)DevletçilikD)Milliyetçilik Cevap kağıdında doğru cevabın (B) şıkkı olduğu yazılmış. Hatta bir yazar, bu cevabın Atatürk düşmanlığının bir tezahürü olduğunu belirterek "işteokafa " diye bile yazabilmişti. Sınavı hazırlayan kişinin "kafa yapısını" bilmiyorum, belki de o kişi gerçekten Atatürk düşmanıdır, bilemiyorum. Ancak soru şöyle olsaydı, cevap nasıl olurdu: "Aşağıdakilerden hangisi Atatürk'ün 'temel ilkeleri' arasında yer almaz?" A) Halkçılık B) Milliyetçilik C) Laiklik D) Demokrasi Böyle bir soruyu soran kişi acaba yine Atatürk düşmanlığı ile itham edilir miydi? Evet kanaatim odur ki, Atatürk'ün yaptığı en büyük hata ilkelerini "sınırlandırmış" olması ve bu sınırlandırmayı "kendisinin" yapmasıdır. Çünkü Atatürk demokrasiyi uygulamadı ama anti-demokrat değildi. Zira konjonktürel zaruretler, demokrasinin tüm kurum ve kuruluşları ile fiiliyata yansımasına engeldi. Bilimselciliğedekarşıdeğildi;çünkükurduğukurumlarlabunuispatlamıştı . Kaldı ki demokrat olmamak behemehal antidemokrat olmak değildir. İşte bu nedenle, ben Atatürk'ün en yakınında bulunan biri olsaydım bu altı oku anayasaya koydurtmaması için her türlü çabayı gösterirdim. Bu arada buna benzer bir temenniyi, Atatürk'ün en yakınındaki birkaç kişiden biri olan ve Atatürkçülüğünden kuşku duyulamayacak bir isim olduğu hususunda tüm Atatürkçülerin"oydaştığı"FalihRıfkıAtay da yapmıştır. " Çankaya " isimli kitabın müellifi olan yazar 22Haziran1957tarihliDünyagazetesine yazdığı bir yazıda " KeşkeAtatürkNutuk'uyazmasaydı " diye açıkça yazmıştı. Evet temennimi daha da açarsak: Atatürk'ün felsefesini savunan herkesin, altı okun anayasada yer almaması gerektiğini yüksek sesle haykırması gerekir. Çünkü bahsi geçen soruda da görüldüğü üzere Atatürk'ün ilkeleri "sınırlandırılmış" olmaktadır. Atatürk, sankibilimselliğekarşıçıkan, demokrasiyi benimsemeyen bir kişi gibi algılanmaktadır. Çünkü devlet, stabil ve statik bir organ değildir. AksihaldeAtatürk,altıokuamblemhalinegetirenbirpartininaldığıoykadarbenimsenmişdemektir. Bu da Atatürk'ün kalbine "ok" saplamak demektir. Örneğin, özelleştirmeye imkân sağlayan maddenin Anayasa'ya konması okların bir tanesini geçersiz kılmadı mı? O nedenle, yukarıdaki soruya tekrar gelip meseleyi bir kez daha genişçe açarsak.. Örneğin, İslam'ın şartları beş tanedir. Bunlar: Kelime-i şahadet getirmek, oruç tutmak, namaz kılmak, hacca gitmek ve zekat vermektir. Şimdi soruyu bu kez "yukarıdaki soru formatıyla" şöyle soralım ve bakalım bu soruyu sordum diye beni laikliğe pardon İslamiyet'e karşı olmakla itham eden olacak mı?! Soru şu: "Aşağıdakilerden hangisi, İslam'ın şartları arasında yer almaz?" A)NamazkılmakB)OruçtutmakC)ZekatvermekD)Hırsızlıkyapmamak Doğru cevap (D) şıkkı değil mi? Peki bu sorudan "İslam, hırsızlığa cevaz veriyor" anlamı çıkmaz mı? "Sayın yazar, bak nasıl da kendinle çelişkiye düştün. Mademki İslamiyet de bazı ilkeleri beş tane ile sınırlandırmış, Atatürk ilkeleri niye altı tane ile sınırlandırılmış olmasın?" diyen okurlar olabilir. Bu durumda ben de kendilerine şu soruyu sorarım: "Aşağıdakilerdenhangisidindeğildir ?" A)İslamiyetB)HıristiyanlıkC)MusevilikD)Atatürkçülük Evet, kavram kargaşası böyle bir şeydir. Hani doğu şivesiyle konuşan adamın biri, arkadaşıyla birlikte kahvehaneye gitmiş Kendisi çay, arkadaşı ise kahve içmek istediğinden garsona hitaben "Gardaş, bana bir çay, arkadaşıma da bir goove getir" demiş. Garson beş dakika sonra çayla birlikte " kahve " yerine "kova " getirmiş. Doğu şiveli adam o kadar sinirlenmiş ki yüzü demli çay rengini almış ve ağzını "köpürterek" demiş ki: "Gardaşım, ben senden istedim bir goove.. Sen bize getirdin bir goove ..Ulaseninhiçgooveçalışmıyirmi?"!