
Bazı yazarlar var ki, bu yazarlar bazı kavram ve sıfatları günlük hayatta tedavüle sokan yazarlar grubuna giriyor.
Örneğin, yolsuzluk yaptığı iddiasıyla bir zamanlar gündemde olan Kemal Horzum'un soyadından mülhem "hortumculuk" kavramı icat edildi; işte bu kavramın mucidi
Necati Doğru'dur..
Keza "takiye" sözcüğünü "
Özal Hikayesi " isimli kitabıyla
Hasan Cemal siyaset ansiklopedisine soktu.
Bugün neredeyse herkes tarafından kullanılan "mega" sıfatı ise
Ertuğrul Özkök tarafından dolaşıma sokuldu.
(Yeri gelmişken belirteyim.. Takiye sözcüğünü yanlış bir biçimde 'iki y' ile yazanlar nedense entelektüel kelimesini de yanlış bir şekilde 'iki l' ile yazıyor. Buna herhalde literatürde "entelektüel takiye" deniliyor!)
"Yükselen Değer" denilen ve 90'lı yıllarda sıkça kullanılan bir kavram var ki, bu kavram 28 Şubat sürecinde başrol oynayan isimlerden biri olan
Zafer Mutlu'ya ait..
80'li yıllarda ise bir başka sıfat vardı; Demirel'e izafeten söylenen "Bir Bilen" sıfatı,
Nazlı Ilıcak'ın demokrasi mücadelesindeki bir literatürel enstantaneden ibaretti. Aynı Nazlı Ilıcak, 98'den itibaren sıklıkla kullanılan "andıç" sözcüğünün mucidi olmasa bile bu icadı ifşa eden bir kâşiftir.
Ha, bir de "nostalji" tarzı bir trend baş gösterdi ki, bu akımı Türk basınında başlatan isim, üslup lezzeti ile kaleme alınan "değinmeler" ve "izlenimler" yazarı
Engin Ardıç'tır.
Aslında bu uzun girişi şunun için yaptım: Türkiye'de değişim taraftarı olan herkese "
dönek "; özgürlükçü tutumla temayüz eden herkese "
liboş "; iktidarın doğrularını seslendiren herkese "
yalaka " yaftası yapıştırılıyor.
İşte bu sıfatların mucidi ise, gerçek bir araştırmacı gazeteci olma vasfını bileğinin hakkıyla kazanmış olan ama bu pozitif vasfını hakaretimiz üslubuyla sakatlayan
Uğur Mumcu'dur ne yazık ki..