
Önünden geçerken kolundan tuttuğu gibi insanı içeri çeken, "Pantolon uyduramadık ama size gömlek verelim" diye mağazanın kapısına kadar sakız gibi yapışan uyanık tezgahtarlar yok artık. Onların yerine sizi mağazadan içeri çekmek için daha hınzırca bir şey bulmuşlar. Koskoca bir pankart! Bir alana bir bedava! Hadi, meraklanıp tıpış tıpış içeri girme de göreyim! Daha kafayı uzatır uzatmaz, biriyle burun buruna geldik.
Yok yok tezgahtar falan değil, o da bizim gibi müşteri. "Ben Celal... Pantolon mu alacaktın abi?" demez mi! 'Yoo...' dememe bile fırsat kalmadan kendimi elimde bi kotla soyunma odasında buldum. Fena da olmadı hani, oturdu üstüme. Aynı kottan Celal de giymiş, "Ne dersin abi alalım mı? Parasını kırışırız, kotu yarı fiyatına alırsın." Yattı aklıma, 30 liraya ben de Celal de birer kot sahibi olduk. Tam karşı mağazanın vitrinini kaplayan, '3 al, 2 öde' yazısı da cezbetti beni. Hazır yanımda Celal var, bi kişi daha bulduk mu 3 eder. "Ucuza birer gömlek de oradan kaparız" diye aklımdan geçirirken Celal, "Ne bakıp duruyorsun abi, zaman kaybediyoruz. Koş karşı mağazaya bir bakalım" deyip koluma girdiği gibi koşturdu. Birkaç dakika bile geçmeden Hasan diye bir arkadaşla 3'lü olmuştuk. 3 gömlek alıp, ikisinin parasını kırışınca en kalitelisinden ekoseli bir gömleği 15 liraya elimdeki poşetin içine indiriverdim...