
Bakırköy Carousel Alışveriş Merkezi'nin cafe, restaurant ve sinemanın bulunduğu en üst katında eşimle beraber, elimizde kahvelerimiz tıkınmaya çalışan kalabalığın arasında oturacak bir yer bulmaya çalışıyoruz. Ama yer bulmak ne mümkün, ayakta bile zor duruyoruz.
Birden başımın üstündeki ampul "Şaak" diye yanıverdi. Hay aklımı seveyim. Başladım yüksek sesle, "Burger King'de iki mönü alana 'Recep İvedik 2' filmi için bilet veriyorlarmış" demeye... Bir anda ortalık karıştı. "Durun etmeyin" demeye bile fırsat kalmadan önümüzdeki birkaç masa çoktan boşalmıştı bile. Usulca bir masa kapıp kahvelerimizi yudumlamaya başladık.
Koskoca Carousel'in üst katı, Ali Sami Yen'in önüne benziyor. Sanki Cimbom-Fener maçı var. Herkes Recep İvedik'i seyretmeyi bekliyor. Bir ara kulağıma eğilen bir genç, "Abi, İvedik için son iki bilet kaldı ister misin?" demez mi!
Gözüm sinemanın kapısına takıldı, hınca hınç dolu. Bir baba 7 yaş sınırı olan filme çocuğunu sokabilmek için kapıdaki görevliye nüfus kağıdını göstermeye çalışırken, çocuk da görevlinin pantolonunu çekerek, "Gonuşma leyn!" diye bağırıyor. Bu arada 15.30 matinesi kahkahalar arasında boşalırken, içeriye yeni bir grup itişkakış girmeye çalışıyor.
Bu millet tuttu mu tutar, sevdi mi de sever bir kere. Recep İvedik'i bu millet sevdi bir kere. Hem her mahallede bir, hatta birden fazla Recep İvedik yok mu zaten!..