Ben duyguların yavaş yavaş körelmeye başladığı bir dönemde doğmuşum. Sevginin, saygının, flörtün, arkadaşlığın, çalışmanın düzeyli olduğu dönemin sonlarında... Günden güne deforme olan, edilen duyguların filizlerine şahit zamanlarda Ama tüm bunlara rağmen şanslı bir bebekmişim. Köprülere gelmişim. Allah bana öyle bir anne vermiş ki, kendi annesinin dönemini, kendi dönemini bana sadece anlatmamış, ayrıntılarıyla hissetttirmiş. Gelecekte olacakları bile doğru söylemiş. Öyle bir köprü olmuş ki taş taş, tahta tahta değermiş, hazmış. Bebekken bir varmış bir yokmuşla başlamış, büyüdükçe doz doz arttırmış...Hazmettirmiş... Bir bakmışım her dönemi, herkesi anlar olmuşum. Ne zaman ki beni adam etmiş, o zaman hata yapma hakkını görmüş kendinde, rahatlamış, huzur bulmuş Safi sütle değil, kitaplarla (ama kitaplar dedimse dünya klasikleriyle) büyütmüş, şiirlerle dantellemiş kıyılarımıHa patik de örmüş ama beni de örmüş. Hep onun diktiği perdelerin ardından bakmışım sokaklara... Onun gözüyle görmüşüm merhametime ihtiyacı olanları... Hataları güneş gözlüğüyle, gerçekleri mercekle irdelemişim sayesinde... Kanaviçe işletmiş bana, boş durulmaz deyip el kadarken. Onbir yaşında sergi açtırmış '' iyi ressamsın '' desteğiyle. Aşırılıklarımın önünü, seviyeme inip asil barajlarla kesmiş, birikenleri arıtıp işe yarar hale getirmiş. Neşeli, güler yüzlü, şekerli benim annem. Bilinçli, doğru, içgüdüleri sağlam, kültür abidesi. Acılara da, sevinçlere de hakkını verir. Katıla katıla güler, hıçkıra hıçkıra ağlar... İnançlıdır, sınırsız ama aşırısız. 'Allah'ı var.' tabiri vardır ya Allah'ı vardır onun. Hatta çoğu zaman sadece Allah'ı vardır. Vericidir, en son kendini düşünür... Bence o zaten bir düşünür. Güzelliğinden de bahsederdim ama o zaman bu yazı Gorki'nin Ana'sına dönüşür. İki üç cilde sığmaz bu küçük köşem. Köşem sultandır o... İdollerimin efendisidir. Doğrularımın sebebi, yanlışlarımın engelidir. İzmir'i seviyorum demiştim ya, anneciğim orda diye seviyorum. O yüzden. Onun yüzünden. Onun o güzel yüzünden Çok yordum, çok üzdüm onu... Hala da devam ediyorum yılmadan, yıldırırcasına. Ama benim annem yılmaz zorluklardan. Umarım hakkını helal eder ve o da beni benim onu sevdiğimin onda biri kadar sever. İnşallah bu yazdıklarımı okur ve kafama attığı terliklerin beni aptal edemediğini görür. Bu aralar paraya sıkışığım. Annemden borç isteyeceğim. Ve kafam hala bunun için köşemden yağ yapabilecek kadar çalışıyor. He he. O muhtemelen benim şu anda bir rock konserinde veya molotof kokteylinde olduğumu sanıyordur. O yüzden borç vermeyebilir ama bu yazıyı okursa atar bir beşlik. En kötü babam var. Onda çok para yok ama felsefesiyle bana annemden para almanın diğer yollarını fısıldayabilir. Ah anam keşke 'Garip anam' şarkısını yazanların anneleri gibi garip olaydın. Bu yaşıma geldim hala kök söktürüyorsun. (Gerçek kök, tatillerde tarlamızda biten yaban otlarını tekrarlamasınlar diye annemin zoruyla köklüyoruz.) Çocukluğum garip icatlarını yiyerek tükendi. Isırgan cızlaması, bamya börtlemesi, lahanalı kereviz püresi, karnı baharlı Çerkez helmesi. Övyük. Anne ya senden çektiimi çocuklarımdan çekmiyorum. Ünlü olmak istediğimi düşündüğünden ve olacağımı bildiğinden beni on beşimde evlendirip torunlarımla aynı müzikten zevk almama sebep olduğun için de seni hiç affetmeyeceğim. Biliyorum bu satırları okuduğunda ''Seni doğuracağıma ablanı iki kere doğursaydım!'' diyeceksin ama ne dersen de. Ben de isterdim seni çiçeklerden yemişten, bana hiç almadığın sarı saçlı bebekten, canımdan çok seveyim... Ama ne çare. Beğendiğim her şeye ''Ben sana ondan yaparım.'' diyerek tepki verirdin ve hiç para harcatmadın ömrüm boyu, üşenmeyip gelinliğimi bile kendin diktin. Dondurmayı, külahı bile evde yaptın. Kaba olduğumu düşündüğün için yolladığın zerafet kursundan kovulduğumda, evlatlıktan reddetmekle tehdit ettin kaç kere. Bu yaşıma geldim hala ''Küfürlü konuşma!'', ''Burnunu kurcalama!'' diyorsun. Alerjilerimin dnası, kanımın şekeri. Yüzüm yüzünün müsvettesi. Huy ikizim, ürkünç aynılığım. Zaten o da; bütün iyi huylarımın ona, kötülerin babama çektiğini söyler arada bir. Yalan söyledim arada bir değil her gün, sık sık. ''Anne?'' diye bi sesleniş vardır ya benimki ''Anneeee!'' Hala korktuğum, her şeyimi şehirler arası rapor ettiğim huysuz ama Allah için tatlı kadın. Taş plaklarıyla İtalyanca şarkı ezberlemiş biçimde doğmama sebep olup sonra da bununla gururlanan, postmatüre doğduğumda nasıl çikin olduğumu herkesin içinde anlatarak insanların benden tiksinmesine ve acımalarına sebep olan canım annem Lütfen kızma bana. Seni çok seviyorum. Her şeyden çok seviyorum. Tüm bu sırlarımızı da sadece seni güldürmek için ifşa ettim. Yani seni, senin için rezil ettim. Ama dikkat et önce vezir sonra rezil ettim. Bilmiyorum iyi mi ettim kötü mü ettim? Korkuyorum anneeaa! Bir de bi beşlik atabilirsen bir zahmet... Param bitti. Bak güzel güzel istiyorum, vermezsen haftaya babama yaptıklarını da anlatırım. Bilmiyorum sen bir düşün işte bi haftan var... Dünyamın merkezi, hayatımın anlamı, bir tanecik annem. Güzel yanaklarından çok öpüyorum. Bunu yazan kızın, alamadı hızın, okuyana değil bana kızın...