Yaşlandığınızı ve tek başınıza yaşadığınızı düşünün. Emekli olmuşsunuz. Çocuklarınız ve torunlarınız uzakta; kocanız ise vefat etmiş. Yalnızsınız; kendi başınasınız. Çocuklarınızın her hafta pazar günü gelen telefonları hariç... Pazar günü arıyorlar çünkü telefon etmek o gün indirimli. Bir gece dışarıdaki çöp tenekesinin dibinde terkedilmiş canlı bir şey buluyorsunuz. Bir papağan... Acı acı "krak" diye haykıran, hiç tanımadığınız bir tür hayvan. Onu alır mıydınız? Ya da "neden alıyorsun onu? Yalnız başına gayet iyiydin, şimdi başına dert olacak." diyerek onu olduğu yerde kendi kaderinemiterk ederdiniz? Diyelim ki onu aldınız. Evinize getirdiniz. Yıllardır yalnız başına yaşadığınız ıssız evinizin içinde birden bir başkacanlınınvarlığı sizi nasıl hissettirirdi? Bilmediğiniz bir kuş türü; bir papağan ile başbaşasınız. Ne yer? Ne içer? Nasıl uyur? Bir çoğumuz bilmeyiz. İşte kendini böylesine yalnızlığahapsetmiş yaşlı bir kadının hayatı, evinde bir papağan beslemeye başlamasıyla değişebilir. Yapayalnız hayatına yenibirrenk gelir. Heyecan gelir. Çarşıya çıkıp ekmek alırken bile evde onu bekleyen papağanını düşünmeye başlar. Ve ne olur? Hayatayenidenbağlanır. "Yüreğinin Götürdüğü Yere Git" adlı meşhur kitabın İtalyan yazarı SusannaTamaro, son romanında böyle bir hikayeyi anlatıyor. "BirSevgiÖyküsü" adını verdiği romandaki kahraman, papağanını "Luisito" diye çağırıyor. Lise arkadaşını anımsattığı için... Canlılığıverenkliliği ile... Evdeki bu yeni yoldaş, yaşlı kadının yüreğindeki buzları eritecek, sevgiyi yeniden keşfetmesini sağlayacak. Ayrıca tüm yaşamıylahesaplaşmayı göze aldıracak. Kadın, Luisito sayesinde, dünyanın ona unutturmaya çalıştığı yaşamasevincini yeniden duymaya başlayacak. Ta ki... (bundan sonrasını kitabın büyüsünü bozmamak için yazmıyorum) Bu hikaye, sevgininkurtarıcıgücünü yüceltiyor. Bazen hasta bir yakınımız, hatta bakımsız bir çiçek bile, ona hissettirilen sevgiileayağa kalkabilir. Sevgi, kimi zaman kimyasal bir ilaçtan çok daha güçlüdür. Kendinizden örnekleyin. Ne kadar yorgun olursanız olsun eğer keyfiniz yerindeyse hala gülümsersiniz. Yapmak istedikleriniz için gereken enerjiyi bulursunuz. Sevdiğinizyanınızdaysa hayat çok daha kolay gelir. Bir de aksini hayal edin. Sevgisiz,ilgisiz bir ortamdasınız. Yataktan kalkacak gücü bulamayabilirsiniz. Sanki kötü yürekli bir büyücünün sihirli değneği her şeyi dondurmuş gibidir. Yüreğinizde kar, içinizde buz vardır. Nereye giderseniz gidin kar ve buz size eşlik eder. Çok sevdiğim ve beni motive eden bir söz vardır: Karanlığınardındangüneşdoğar! Evet, sevgi ile içimizdeki buzlar eriyebilir... Tekdüzeyaşamlar bile sevgilerden beslenerek içlerinde barındırdıkları güzellikleri ortaya çıkarırlar.