Önce Cuma'yı kılalım
Bu memlekette yüz binlerce, milyonlarca insan her hafta Cuma namazına gider. Yüzde 99'u Müslüman bir ülkede, herhalde kiliseye gidecek değillerdi. Demokratik laik bir hukuk ülkesinde, vatandaşların inanaçlarını özgürce yaşaması esastır. Bunu sorgulamak ise diktatörlüğe girer. Niye Cuma'ya gidiyorsun veya neden gitmiyorsun, demeye kalkışmak kabul edilemez.
***
Fakat, bir Müslüman'ın Cuma'ya gitmesi ne kadar normal bir şeyse, Cuma namazlarını kaçırmayan bir kimseden de temiz, itikat sahibi ve dürüst olmasını beklemek hakkımızdır. Bir insan hem Cuma'ya gidiyor, yani kendisine temiz, dini bütün Müslüman süsü veriyor hem de devleti kazıklıyorsa ne yaparsınız? Bırakın başkalarını kazıklamayı, bilhassa devleti kazıklıyorsa ne olacak?
***
Samsun'da aralarında okul, hastane, vilayete bağlı devlet daireleri de bulunan 50'den fazla kuruma kaçak, hileli akaryakıt satan bir şebeke ele geçirildi. Yargılanıyorlar. Dinlendiği anlaşılan telefonlardan birinde, çete üyelerinden biri, elebaşıya soruyor: Yakıtı nereye boşaltacağım? Elebaşı cevap veriyor: Önce Cuma'yı kılalım, devletin işi kolay!..
***
İlk bakışta çok basit gibi görünen bu haberi görmezden gelemeyiz. Devleti hileli akaryakıtla milyonlarca lira dolandıran, Hazine'ye elini uzatan, hak etmediği bir parayı alan, aldığı parayı, masum ve habersiz evlatlarına yediren bir adamın, Cuma'da işi ne? Nasıl dua ediyor, kendisiyle ibadethanede baş başa kaldığında, Tanrı ile yüzleştiğinde ne hissediyor? Yoksa Tanrı'dan, devletten çaldığı paralar için kendisini affetmesi için yalvar yakar mı oluyor? Cuma namazını, kendi çıkarları için mi kullanıyor?
***
Ahlaki çürümenin başladığı ve bittiği yer burasıdır işte. Ven ben en fazla, ülkemizde ahlaki değerlerin çok hızlı çürümeye başladığını görerek, infiale ve korkuya kapılıyorum. Çünkü bu tabloda, artık dayanacak, güvenecek hiçbir şey kalmamış oluyor.