Zamanda yolculuk
Evet, zamanda yolculuk yaptım. 10 Aralık Pazar günü, yanda anlattığım gibi ışıltılı, çağdaş, rasyonel ve görkemli bir törensel varoluştan süzülüp gelirken, ertesi sabah gazetede 11 Aralık'a ait ülke gündemi önüme serilirken, kendimi bir gün içinde 50 yıl geriye gitmiş gibi hissettim. Bir gün önce, genetik DNA kodlarının kopyalarının yarattığı bilimsel açılımları, kimyanın ve fiziğin insanlık alemine araladığı yeni kapıları ve edebiyatın labirentleri arasında kendisini kahrolası bir yalnızlığa mahkum ederek, merkeze inat kültürler arası açılımları ve şehirinsan ve tarih bileşimini yakalamaya çalışan insanların alnı ak çabalarını anlamaya çalışırken... Ertesi gün bildik köhne gündem kafamıza balyoz gibi iniverdi: Çankaya Köşkü'nde kim oturacak; Genelkurmay Çankaya seçimlerine karışabilir mi, karışamaz mı; Cumhurbaşkanı eşi türbanlı olursa ne olur, olmazsa ne olmaz; Kıbrıs ne olacak, limanlar ne olmayacak; AB ile ilişkiler ve çelişkiler ve tabii ki İstanbul'un sefil trafiği!..
***
Allahım dedim kendi kendime! Tanrı'nın laneti acaba böyle bir şey mi? Akıl varken ve dünyada yaşayan başkaları tarafından pekala kullanılabiliyorken bile, böyle bir gündeme sahip olmak. Böyle gündemlerle zaman kaybederek, dünyanın ekonomik sıralamasında ilk 20'ye girmiş olduğumuz halde, sosyoloji, psikoloji ve siyaset açısından yerlerde sürünmek midir, Tanrı'nın laneti!..