Dün Aragones'in sahaya çıkardığı kadro için bir şey söylememiz mümkün değil. Geçen hafta Hacettepe'ye 7 atan kadro gene aynı şekilde sahadaydı. Bir tek sağ kanatta Ali Bilgin'in yerine Gökhan Gönül görev yaptı, bu da gayet normaldi. Ama sorun şuydu. Zirvedeki Trabzonspor'un kendi sahasındaki 2-0'lık mağlubiyet haberi gelmesinden sonra Fenerbahçe'nin oyuna tüm hatlarıyla saldırarak başlaması gerekiyordu, bu yapılmadı. Roberto Carlos'un getirdiği topa Alex'in ayak uzatamamasından sonra tek pozisyon yaşanmadan ilk 45 dakika sonuçlandı. Bu arada beraberliğe dünden razı G.Birliği'nin de zaten Fenerbahçe kalesine gelmeye niyeti yoktu. Frikikten atılan gol tamamiyle balık bir goldü. Önemli olan o golden sonra böylesine şampiyonluk için hayati değer taşıyan bir maçta Fenerbahçe'nin rakibe saldıramamasıydı. Bu sene deplasmanlarda inanılmaz derecede başarısız olan F.Bahçe, belki de teknik direktörünün felsefesinin kurbanı oldu. Kendisini kurtaracak Alex-Semih beraberliği ve işbirliği ilk yarı boyunca hiç çalışmadı. Ankara'nın buz gibi havasında, geçen haftaki 7'lik rüzgardan etkilenip gelen taraftarlar ikinci devre bu işin çözüldüğüne inanarak beklemeye başladılar. Fakat 2. yarı da umduklarını bulamadılar. Aragones'in yaptığı değişiklikler hiç bir zaman sistem üstüne olmadı. Bir mevkideki futbolcuyu çıkartırken aynı mevkiideki başka bir futbolcuyu koyuyor. Yani sahadaki kötü futbola etki edemiyor. Zaten adam deplasmanlarda anormal korkak olan bir adam. Fenerbahçe, deplasmanlardaki tarihi kayıplarını Aragones'in döneminde yaşıyor. Bu yüzden de başarılı olması mümkün değil. Fazla söylenecek birşey yok. Aragones gönderilmediği takdirde Fenerbahçe başarılı olması mümkün değil. Ya gitmeli ya gitmeli...