Evde tadilat var. 3 işçi küçük odanın duvarını yıkıp mutfağa servis penceresi açıyor. Maç başlayacak tepemde darbeli matkap vızıldıyor. Annem mutlu: - Yıkma dökmeyi hafta sonuna denk getirdim, - Harikasın - O ne surat? - Akşamın yedisi hale bak - Gürültünün seyretmeye zararı ne? - Konsantre kaçıyor, tozlar gözümde göremiyorum - Sana da yaranılmaz. Öğlen vakti uyanıyorsun diye işçileri akşama ayarladım. - Başka akşam yapaydın - Geçen sene kombiyi çarşamba bağlattım ona da laf ettin - Çeyrek final maçımızdı - Pencerelere demir yaptırdığımda salıydı yine kızdın - Erteleme maçını oynuyorduk - Aaaa, ben bu evi maçlarına göre çekip çeviremem anladın mı?
MAÇTAN HATIRALAR Ustalar anamdan yüz buldu dilleri uzadı. Gürültü arasında bağırıp laf atıyor biri... - Şükran ana şarlayınca apıştın Savaş abey Kötü kötü bakınca susuyor ama tadım da kaçıyor. Maça yoğunlaşamıyorum. 90 dakikadan bir iki hatıram şunlar: Maç başlar başlamaz orta alanı da rakip ceza sahasını da karnabahar gibi dallı dallı sarıverdi Gençler. Saman alevidir söner şimdi derken 14. dakika geldi ve Volkan'ın lavları kül oluverdi. Şimdi karşılık veririz, acısı çıkar diye beklediysek de nanay. Hacettepe karşısındaki ruhun yerini Guiza ruhu almış olmalı ki sahada kendi yok taklitleri vardı. Roberto Carlos'u mümkün olduğunca dikkatli izledim ve Ali Şen ustanın raconlarına bir kez daha hayran oldum arkadaş. Maçla ilgili çok şey yazmıyorum ama anlayın beni evde duvardan önce ben yıkıldım valla yav.