
Kafkaslar'da güneş tutuldu dün.Türk dünyasının en büyük ozanlarından
Bahtiyar Vahapzade öldü çünkü.
Bakü'de yıllar önce tanışıp, elini, yüzünü öptüğüm, saçımı, yüreğimi okşayan dev şair, o: yeleleri rüzgar gibi koca adam yitti.
Özgürlüğün, çağdaşlığın, hür ve bağımsız Azerbaycan arzusunun mimarı, fikir babası, emek hamalıydı. Şimdi vah gidene vaah!
NAZIM DOSTLUĞU Sormuştu:
- Şeki'ye gittin mi peki?
- Yarın gideceğim üstadım. Bugün de Bakü'deyim. - Bakü de güzeldir ama Şeki başkadır benim için. Orada doğdum büyüdüm çünkü. Gülü çemendir, güzeli yamandır, yiğidi harmandır.
- Sizi biz çok iyi biliriz Türkiye'de üstat. - Ne mutlu oldum buna. Gençler biliyorsa ne yahşıdır bu.
- Lisedeyken okudum Gülistan'ı. - Başına dert sarmadılar mı?
- !!!!!! - Sizin yüce şairiniz Nazım Hikmet ahbabımdı benim. Yaşça büyüktü ama arkadaşlık ederken akran gibiydik. Memleketinde zarar verdiler ona şiir yazıyor diye. Benim şiirlerimde de özgürlük var, insan sevgisi var, bağımsızlık var. Ziyanı dokunmadı mı size kitaplarımın?
ADIYLA ANILAN Sustum ses edemedim. Mevzu değiştirip fotoğraflarını çekmeye izin istedim. Ellerim titreyerek bastım deklanşöre.
Ertesi gün
Şeki kentine gittiğimde bir şehrin kalbinin bu ulu sanatçıyla attığını gözlerimle gördüm. Adına sanat merkezleri, mahalleler kurulmuş, bulvarlara ismi verilmiş, heykelleri dikilmişti her yanda. Büyük mağazaların, meydanların cücüğüne devasa posterleri asılmış altına 4-5 dilde
"Şair Atamız" yazılmıştı.
TAN YERİ İstanbul'a dönünce soluğu sahaflarda aldım.
Yücelikte Tenhalık, İnsan ve Zaman, Tan Yeri kitaplarını bulabildim sadece. Sular seller gibi okudum okudukça daha da hayran kaldım ona.