
Başlıkta böyle sordum ama, yanıtı tek değil ki sorunun. Nereye göre uzak mı yani?
Gedikpaşa dediğin İstanbul'da
Beyazıt Meydanı'ndan
Laleli, Nişanca kuytularına inen dar yolların arasında bir yer. Mesela eskiden
Bakırköy-Bahçelievler minibüslerinin ana durağı vardı orada. Hep telaşlı hep kalaba hep itiş kakış dükkanlar, bürolar, pazar yerleriyle doluydu. Turşucu, simitçi, şam balcı, kokoreççi, aynacı, tarakçı, sütçü, salepçi, cepçi, yankesici, hırlı, hırsız, asker, başıbozuk, işçi, öğrenci, kız, kızan filan falan mahşer yeri ederdi orayı.
LİMON KOLONYASI Veee
Gedikpaşa bize uzaktı mesela.
Üsküdar'da otururduk ailecek. Babam yorgun argın dönüp müjde verirdi.
"Haydi bu gece tiyatroya". Oyyy bee, sevinç doruklarda.En güzel kıyafetlerime bürünür, limon kolonyaları sürünür, saçımı biryantinler (jöle gibi bi şey) beklerdim.
Sonra 3 TL'ye tutulan taksi ve
Üsküdar İskelesi'ne iniş. Köprü möprü yok ve elbette arabalı vapura biniş. Oradan
Kabataş'a yanaşma,
Eminönü'ne belediye otobüsü sonra bir daha otobüs,
Beyazıt Meydan, tabanvayla 15 dakika yürüyüş ve
Gedikpaşa. Gündüzlerin o kahredici insan sebilliği yok olmuş, tenhalıklar, loşluklar, tekinsizlikler arasında bir yokuş gelmiş yerine.
AZAK TİYATROSU Çöpler daha toplanmamış, kediler, köpekler gırla, bi mekan taifesi, yolsuz, çulsuz ekipler saçak altı, dam altı, taş kenarı sığınaklarındalar.
İşte o makyajı akmış kocakarı çehresinin korkunç-komik yüzüne benzer havalide aykırı bir mekan.
Azak Tiyatrosu. Işıl ışıl, temiz, bakımlı, güvenli, konforlu, sade ama çok da şık.
Orada
Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan oynuyor. Dahası
Adile-Selim Naşit kardeşler de var ekipte. Çocuk dünyalarımıza 2 numara ağır gelen esprilere bile kopup yarılıyoruz gülmekten.
Yani yalın anlatımla "
harika bir gece", sayelerinde.
Çöplük alanlarına çiçek eken adam gitti işte. Çocukluğumun en komik, en sevindiren adamı gitti.
Gazanfer Özcan gitti. Vah çocukluğuma, çocukluğumuza, anılarımıza vaaah.