Türkiye, son yıllarda dış politikada belirgin biçimde bilinçli ve derinlikli bir strateji uyguluyor ve bu çizgide kararlılıkla ilerliyor. Arap ve Müslüman ülkeler, Türkiye'ye şimdiye kadar görülmedik bir ilgi ve sempati duyduklarını gösteriyor. Komşu ülkeler, Avrupa ülkeleri ve ABD de artık Türkiye'nin dış politikasındaki değişimin farkında. Bu alanda izlenen stratejinin Türkiye'nin varoluşu ve dinamizmini yansıtmak üzere bilinçli olarak oluşturulduğu ve tavizsiz uygulandığı açık. Ortadoğu'da, Başbakan'ın konuşmaları, işlevsel bir değer taşımaya başladı. Türkiye, Arap ülkesi değil, İran gibi "sorunun tarafı" sayılan bir bölge ülkesi de değil. Türkiye, bölgenin Sünni Arap aktörleri tarafından yakın ilgi görüyor. Türkiye, gelinen noktada "Hamas'ın durumu" ve Hamas'la şu dönemdeki ilişkisi sayesinde, Ortadoğu'daki süreçte "aktivist" bir oyuncu olarak yerini alma şansını elde etmiş bulunuyor. Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in ve Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas'ın, Davos sonrası Ankara ziyaretleri bu açıdan çok anlamlıdır.
VİCDAN Başbakan Başdanışmanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin Ortadoğu'nun "vicdanı olduğu"nu söyledi. Tarihsel arka plan olarak yerinde bir tespit. Şüphesiz, Türkiye'nin Ortadoğu'nun vicdanı olma arzusu yerindedir. Türkiye'nin Ortadoğu politikalarındaki değişim ve dönüşümü önemlidir. Türkiye birinci ülke konumuna geliyor. Araplar'ın vicdanı Kahire'yken Başbakan Erdoğan'ın Ortadoğu'da izlediği proaktif politika ile Ankara, Araplar'ın vicdanı konumuna giriyor. Türkiye Ortadoğu'da halen bir siyasal unsurdur ve böyle kalmaya devam edecektir. Siyasal gerçeklik olarak Gazze, bir Arapİsrail sorunudur. Ahlaki olarak ise bu tüm insanlığın sorunudur. İşte burada Türkiye'nin Ortadoğu'nun vicdanı olması yerindedir. Bundan sonraki süreçte "Filistin temsili"ni sağlayacak "ulusal birlik" nasıl elde edilecek? Mahmut Abbas, bölgenin Sünni Arap rejimlerinin tercih ettiği Filistinli. Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan'ın desteğine sahip. İran ve Suriye, Hamas'ı destekliyor. Gazze ile birlikte olaylar öyle bir noktaya gelmiş oldu ki "Hamas'sız bir Filistin müzakere süreci" de "Filistin sorununa çözüm" arayışı da gerçekçi değil. Başbakan Erdoğan'ın olaya derin bakışı burada büyük önem kazanıyor. Erdoğan, Filistin sorununun çözümünde artık önemli aktördür. Ortadoğu'nun vicdanı haline gelmiştir.