Obama bin bir zorluk içinde merdivenleri tırmanıp dünyanın süper gücünün direksiyonuna geçerken, siyasette kendisini yoktan var eden birisi, Türkiye'de Başbakan Tayyip Erdoğan'dır. Türkiye bugün Amerika'da yaşananı, 2002 seçimlerinde yaşadı. Erdoğan, Türkiye için Obama'nın Amerika'da başkan olmasına eşdeğerde bir gelişimin sonucu olarak ve büyük bir zaferle başbakanlığı elde etmişti. Siyasi yasaklıydı 2002'de Meclis'e bile girememişti ama önüne konulan engeller kalktı ve sonunda başbakanlığa kadar yükseldi.
SOKAĞIFETHEDEN... Hitler'in Propaganda Bakanı Goebbels'in meşhur sözüdür: "Sokağı fetheden, devleti fetheder." Cumhuriyetimizin kısa sayılabilecek siyasi tarihi de önce sokağı fetheden, sonrada devletin başına geçen lider örnekleri vardır. Adnan Menderes bunun en sembol örneklerinden biridir. 1946'da CHP'den istifa ederek köy köy, şehir şehir memleketi gezen Menderes, tek parti istibdadının da etkisiyle 4 yıl gibi kısa bir sürede Başbakanlık koltuğuna oturmuştu. Milletin gönlünü fetheden Menderes'i 10 yıl boyunca her türlü oy'a ve oyun'a karşın koltuktan indiremediler. Üç genel seçim kazandı, darbe ile indirdiler. Orada öyle bitecek sandılar, yanıldılar. Menderes bedenen bu dünyadan göçtü. Ama ruhu eskisinden çok daha güçlü biçimde siyasi tarihimize yerleşti. 1994 yılında ise sahneye başka bir lider çıkmıştı: Recep Tayyip Erdoğan... Erdoğan sağcısıyla, solcusuyla, liberaliyle, demokratıyla koca bir şehrin kalbini kazanmayı başardı. Erdoğan'ı bir şiir yüzünden mahkum ettiler. O binlerce kişilik konvoylarla Pınarhisar Cezaevi'ne doğru giderken arkasından "Şimdi muhtar bile olamaz" diyorlardı. 4 yıl sonra Erdoğan'ın partisi tek başına iktidar oldu. Anayasa ile mahkum ettikleri Erdoğan, Anayasayı değiştirebilecek bir çoğunlukla iktidara geliyordu. Çünkü gücünü ve meşruiyetini halktan alan bir liderdi...
MİSYON Tarih, AK Parti'ye, "Güneydoğu'da tarihi bir görev" yükledi. Doğu ve Güneydoğu sorunu şu anda Türkiye'nin bir numaralı gündem maddesi. Başka her türlü siyasi rekabet bunun gerisinde ve gölgesinde kalır. AK Parti siyaseti, bölge halkında sosyolojik olarak var olan tepkiselliği de kendi bünyesinde toplama gayretinde. Bölgenin mazlum insanları, kaderleriyle AK Parti'nin mağduriyetleri arasında ilişki kuruyor. AK Parti'nin Diyarbakır belediye başkanlığını kazanması, bölge insanının sistem içi çözümleri AK Parti'ye bıraktığını gösterecektir. Mağlubiyet "DTP'nin varlık sebebini ortadan kaldırabilir." Etnik milliyetçilik yapan DTP'yi hüsrana uğratan bu başarı çok önemli siyasal sonuçlar doğuracaktır. Erdoğan şunu çok iyi biliyor: DTP, 22 Temmuz'da büyük bir darbe yedi. Eğer bu seçimleri de kaybederse ibre bir daha dönmemek üzere Türkiye lehine dönebilir.