Bu nasıl maç Yarabbi. Bir o kalede gol, bir bu kalede gol. Oysa sahada maç öncesinde haftalardır kalesinde gol görmeyen Galatasaray ve defansı kapalı Sivas vardı. Maça pres damgasını vurdu. İki takımın da şampiyonluk yolunda kaybetmesi halinde kaybedeceği çok şey vardı. Maçtan bir gece öncesi Arda kardeşle yemek sonrası konuşuyoruz. Biraz gergin olduğunu görünce diyor ki; (Abi kolay değil. Bunca emek. Futbolun içinde herşey var. Ya ayağımız kaysa, ya ters bir gol yesek, Allah korusun) İşte 13. dakika. Kornerden gelen topa Song'un ters vuruşu iki kişinin kapattığı köşeden içeri. Arda sohbetin devamında anlatıyor: "Abi, ben bugüne kadar bu forma altında daha kupa kaldırmadım. Stresim ondan da kaynaklanıyor." Biz de; "Genç Aslan'ın bu dileği bu sezon inşallah gerçekleşir" diyoruz... İşte dakika 40, 42 ve 76. Zaten vızır vızır gezdiği, tozunu attığı Sivas defansına son vuruşta da nasıl bir usta olduğunu kanıtlayarak filelere 3 gol birden bıraktı. O kupayı en çok isteyenlerden en çok hak edenlerden bir yıldız Sivas'ta sahne alıyordu. Tıpkı diğer Aslan abileri, Aslan kardeşleri gibi. Tabi bu heyecan kasırgası içende olmadık hatalarda yapılmadı değil. Ama başta da dedik. Onlarında adını stres olarak koyuyoruz. Bir sezonun sonuna doğru geldik. Bu camiada bu ekipte her birey yüreğini santraya koydu. Dün gece tüm takım sakatı, cezalısı tüm yönetim ve onları çılgınca destekleyen taraftarları kenetlenmiş, hakettiğini istiyordu. Ter döken, emek veren herkese helal olsun. Ayhan senin golünü de unutmadım. Sana da helal olsun.