Ne Atatürksüz, ne de Türksüz
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü ebediyete intikalinin 69'uncu yıldönümünde bir defa daha minnet ve şükranla andık. Yıllarca süren onca savaş, mağribten meşrık'a kadar uzanan istila ve paylaşımlara rağmen kahramanlık destanları yazan büyük bir milletin evlatlarıyız biz... "Ezansusmasın,bayrakinmesin,namusumuzaeluzanmasın,hürriyetimizgitmesin" diyen Türk Milleti, Rumeli'den Kafkaslar'a, Trablusgarp'tan Yemen Çölleri'ne kadar binbir cephede boğuştu. Kimi zaman karşısındaki emperyalist düşmanlarla, kimi zaman da içinden çıkan hain ve işbirlikçilerle karşı karşıya geldi. Ekmeğimizivesuyumuzupaylaştığımız,zenginliklerimizinüstündekâşânelerkurannicelerisırtımızdanhançerlemeyekalkıştı. "Dindaş" dediğimiz kimileri, dinimizi, soydaş sandığımız bazıları da milliyetimizi pazarlayıp satmak istedi. KurtuluşSavaşı'ndakigibiyedidüvelbirlikteolupTürkMilleti'nidünyadayoketmek,TürkVatanı'ndadaortadankaldırmakiçinkoşturdu,plânlaryaptı. Kalelerimiz düşürüldü, tersanelerimiz zaptedildi, limanlarımız işgal edildi, topraklarımız çiğnendi. Zenginliklerimiz çalındı, borçlandırıldık. Barış adına oturtulduğumuz masalarda egemenlik haklarımızı bir bir devrettik.
Alparslanlar'ınsoyuürküttü Uzatmayalım; tarihe mühür vurmuş, dünyanın en büyük ve kalıcı imparatorluk ve devletlerini kurmuş asil Türk Milleti'ni köleleştirmek istediler. Asya bozkırlarından çıkıp Avrupa'nın içine kadar uzanan Atilla'nın, Çin Sarayı'nı basan Kürşatlar'ın yazdığı destanların altında ezildikleri için intikam duygusuyla yanıp tutuşuyorlardı. Malazgirt'ten Anadolu'ya giren SultanAlparslan'ın Bizans'a son veren heybetinde ezilmişlerdi. İslamiyet'i ortadan kaldıracak olan Haçlı Seferleri'ni püskürten Türkler'i hiç affetmeyeceklerdi akıllarınca! Aşiretten devlet çıkartan OsmanGazi, Mohaç'ta destan yazan MuratHüdavendigar, İstanbul'u fetheden o mübarek SultanFatih ile neslinden gelen Yavuz ve Kanuniler'in soyu ürkütüyordu hepsini... Onuniçinkurtyaralandıkçaveçınarındallarıkurudukçaçullandılarsırasıra...Öncebeyinlerimize,sonramidelerimizeensonundadaelveayaklarımızakelepçevurmayaçalıştılar.Sevrgibipaçavralarıdayatıptopraklarımızdaköleleştirmekistediler. Ama; dün, ölüm yıldönümünde şükranla ve özlemle andığımız Atatürk, adlı o "Bozkurt"un önderliğinde yeni destanlar yazılacağını düşünemediler. Ve geldikleri gibi gittiler topraklarımızdan.
Yer-gökşahidimizolsun Şimdilerde yine aynı oyunlar tezgahlanıyor, aynı hedef için her türlü kahpelik ve düşmanlık sergileniyor. Devletimiz ve milletimiz borçlandırılarak köleleştiriliyor. Uydurma ve yalanlarla "Suçlu" ilan edilih susturulmak isteniyor. Başta terör olmak üzere, her türlü kanunsuzlukla halkımız yılgınlığa iteleniyor. Hazinemizin can damarı olan kurum ve kuruluşlarımız, sadece birkaç yıllık karları kadar paralarla yabancılara satılıyor. Zenginleştik yalanlarıyla beyni yıkanan halkımızın kendisi de hızla borçlanıyor. Büyüyoruz masallarıyla yönetilen devletimizin iç ve dış borçları da katlanarak artıyor. Böyle bir zamanda andık Atatürk'ü... Ve en acısı da "Türküm" demeyen ve diyemeyen hainlerle gafillerin kol kola girip işbirliğine soyundukları bir zamanda... Buna rağmen her zamankinden daha inançlı ve kararlı olarak haykırıyoruz atamız OğuzKağan gibi: EyTürk,üsttegökçökmedikçe,alttayeryarılmadıkçaseninilinivetörenikimbozabilir! Başta Atatürk olmak üzere gelmiş geçmiş bütün şehit ve gazilerimize Cenab-ı Allah rahmet eylesin.