Hastane kapısındaki acılı tabloya yürek dayanmıyordu. Sabahın ilk saatlerinde art arda gelen 3 otomobil ana kapının önünde durdu. İçlerinden 7-8 kişi indi. Bu gelenler de tam 7 saattir ameliyatta olan Sevgi'nin yakınlarıydı. Yaşlı annelerine durumun ağırlığını söylememişlerdi ama elbet bir şeyler seziyordu ana yüreği. Diğer kızlarının kolunda zorlukla yürürken karşılaştık, tanıdı ve ağlayarak boynuma sarıldı... - Nedir bu başımıza gelen Savaş oğlum? Sevgi'me bir şey olursa ben de yaşayamam... - O nasıl söz anacığım iyi olacak inşallah... - Daha dün abisiyle çektirdiği fotoğrafı yolladılar bana. Bak gösterelim de gör nasıl bir güzel, nasıl bir melek o... Sevgi kızın ağabeyi telefonundaki fotoğrafı gösterip sonra bir kenara çekiyor beni. Yaşlı gözlerle konuşuyor: - Savaş Abi biz daha önce geldik ameliyata girerken gördük onu. Anneme söylemiyoruz, söyleyemiyoruz ama durumu çok çok ağır abi. Bu nasıl kaderdir, isyan edesi geliyor insanın. Uçakta hafif yaralanan biri anlattı. Hosteslerden biri kan revan içindeyken bile yardım etmiş yolculara. Sevgi'yi de sıkıştığı yerden o hostes kurtarmış.