Amerika'da mortgage kredileri ile patlak veren kriz Kazakistan'ı diğer ülkelerden daha önce vurdu.
Çünkü Kazakistan, Amerikalı bankalardan sağladığı krediyle mortgage sisteminin aynısını transfer etmişti.
Başlangıçta her şey güzeldi.
Astronomik fiyatlı yeni, lüks evlerle donatılıyordu ülke.
Ama Amerika'dan kaynak akışı durunca, Kazakistan'da kurulmakta olan sistem çöktü.
...Ve krediyi verenler, evleri geri almaya başladı.
***
Krizle birlikte inşaat sektörü büyük darbe yedi.
İşler bıçak gibi kesildi.
Şantiyeler durdu.
Bu gelişmelerden en büyük zararı Türk inşaat firmaları gördü.
Kimi 80 milyon dolarlık iş üstlenmişti, kimi 180.
Kriz çıkınca, Kazakistan'daki muhatapları Türk şirketlerine olan borçlarını ödemediği gibi, teminat mektuplarını da nakde çevirdiler.
***
Konu şu anda bizzat Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından takip ediliyor.
Gül, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev'le olan kişisel dostluğunu da kullanarak sorunu çözmeye çalışıyor.
Ancak henüz umut verici bir gelişme yok.
***
Kazakistan piyasasına yeni girmiş Türk şirketleri bile 4-5 milyon dolar kaybetmiş durumda.
Teminat mektubu ve alacaklarıyla birlikte kaybı 50 milyon doların üzerinde olan şirketler var.
...Ve çok tanınmış bu şirketlerden birinin, alacaklarını tahsil edemediği için batma noktasına geldiği konuşuluyor Ankara'da.
***
Türk inşaat şirketlerini "iflas"a sürükleyen sadece Kazakistan krizi değil.
Hemen ardından Türkiye'de de krizin patlak vermesi ve işlerin durma noktasına gelmesi.
Adını vermeyen bir işadamı durumlarını şöyle özetliyor:
"Kazakistan'da tam anlamıyla çarpıldık. Türkiye'ye döndük. Kriz buraya da geldi. Ama çare var. Çare devlette."
***
Peki ne yapmalı devlet?
İşte "duayen" inşaatçının önerileri:
"Devlet şirketlere ve işsizlere para yardımı yaparak bu işin içinden çıkamaz. Yatırım atağına kalkmalı. Barajlar, otoyollar, köprüler, altüst geçitler yapmalı. Gerekirse yolları söktürüp yeniden yaptırmalı. Keban Barajı eskidi deyip, yıkarak yenilemeli. Hızlı treni Türkiye'nin her tarafına götürmeli. Sosyal konut projelerini durdurmak yerine hızlandırmalı. Ama ne işadamına, ne vatandaşa 'Al sana para' dememeli."
***
Özetle diyor ki işadamı:
"Para vererek tembelleştirirsin. İş vererek çalıştırırsın. Kriz zamanında yatmaya değil, çalışmaya ihtiyacımız var. İnşaatlar yeniden başlasın ki, hem işsizlere hem yan sektörlere iş çıksın. Enseyi karartmanın sırası değil. Ataletten kurtulup üretime geçilmeli. Bakın o zaman kriz kalıyor mu?"
Son soru, yanıtı da içerisinde taşıyor.
Başka söze gerek var mı?