
Pazar sabahı, adetim olduğu üzere 'Yaşamdan Dakikalar'ın karşısındayım. Hayata dair öğrenilecek şeyler var ustalardan. Onların anılarından feyz alınacak bir dolu şey. Pazar sabahı iyi geliyor kaliteli muhabbet sonra. Ancak bu Pazar sabahı biraz hüzünlüydü her şey. Haşmet Babaoğlu, Sunay Akın, Hıncal Uluç ve Nebil Özgentürk'ün masaya yatırdığı konu Gazanfer Özcan'ın aramızdan ayrılışıydı. Ancak içimi en çok paralayan Hıncal Uluç'un kendi kendine kızışıydı. "Neden?" diyordu usta gazeteci, "Neden buraya davet etmedik, neden aramızda Gazanfer Özcan'ın içine dert olan bu borcu toplayıp ödemedik?" Geç kalınmış bir soruydu belki ama bu soruyu televizyon ekranında kendine sormaya cesaret eden tek isimdi. Gazanfer Özcan'ı kaybettiğimizden beri birçok isim bir şeyler söyledi. Rutkay Aziz, Haldun Taner sahnesinde bu acı kaybın ardından iğneyi de çuvaldızı da herkese batırdı. Ve Hıncal Uluç, bir sanatçıyı daha böyle kaybetmemiz için gereken yolu gösterdi. Biraz geç kalınmış belki ama 'bir musibet, bin nasihattan iyidir!' derler ya, başka sanatçılarımızı böyle kaybetmeyelim.