Ankara'da 15 santimetre karla uyanmak ne denli güzel bir şey. Hele don yoksa! Arabaların üstündeki, evden sokağa yürüme yolundaki karları temizlemek oldukça keyifli. Bir de çocukluğun, o dönemde, Aralık ayında yağan karın Mart sonuna dek kalkmadığı bir yerde, Bolu-Göynük'ün bir köyünde geçmişse... İşin bir başka keyifli tarafı da bu güzel hava koşulunun su sorununda yararlı olması. Tartışmalı arıtılmamış Kızılırmak suyu yerine, karların erimesinden oluşan suyu kullanmak da keyifli. Keşke daha çok yağsa. Üstelik tarım için birebir! Yani, dün sabah Ankara'da havadan sudan şeyler hep keyifliydi. Havalar iyi de enflasyonun düşmesi biraz sıkıntılı. Çünkü bu dönemde enflasyonun düşmesi iyi değil. Enflasyonun düşmesi daha çok işsizlik, daha düşük üretim, daha düşük gelir demek. Bunların hepsi de bir diğerini düşürür. Merkez Bankası'nın faizleri düşürmesi bu nedenle doğru. Faiz düşük olursa kredi ucuz olur. Para harcanır, üretim yapılır. Enflasyon da yükselir ama bir canlılık getirir. Bizde ise tam tersi oluyor. Merkez Bankası faizi düşürünce kredi faizleri düşmüyor, dolar yükseliyor. Çünkü para kredilere, harcamaya gitmiyor, dolara gidiyor. Demek ki, biz Amerika'ya çok güveniyoruz. Oysa adamlar kendilerine güvenmiyorlar, ekonomileri her gün kötüye gidiyor. Bir düşünün: İnsanlar sabahleyin kalkınca hemen dolar ne oluyor, borsada ne var, faizler nereye gidiyor diye telaş yapmıyorlar. Pencereyi açıp bir temiz hava alıyor, havayı kokluyorlar. (Tabii, bu arada sevgililer aşağıdaki şiiri okuyabilir ki, onun keyfini siz düşünün) Sonra sakin sakin kahvaltılarını yapıyor, eşleri ve çocuklarıyla havadan sudan konuşuyorlar. Ondan sonra işe gidiyorlar. Emin olun her şey daha iyi olur. Tabii bu dediklerim parası olup da bu krizin patlamasına katkısı olanlar için. Parası olmayana, hele işi olmayana hiç sözüm yok. Onlar yapacaklarını seçimden seçime yapıyorlar zaten.
YAPMA Titriyorum, yüreğim eriyor Ne olur! Yapma Benim yanımdayken Öyle uzaklara bakma!