Halkalı'da iki kardeşin önce boğularak öldürüldüğü ardından da yakıldığı vahşi cinayetin katil zanlısı olarak tutuklanan Dursun A.'nın ailesi perişan.
***
Kendimi de çocuklarımı da öldürmek istiyorum
Suç kişiseldir ama maalesef suçlu cezasını tek başına çekmiyor. Bir insana gözünü kırpmadan kıyan, aslında en büyük kıyımı kendi yakınlarına yapıyor. Bazen cezasını 4 duvar arasında çekenlerin, hiçbir suçu günahı olmayan ailelerinden çok daha şanslı olduklarını düşünüyorum. Çünkü onlar öyle ya da böyle yaptıklarının bedelini ödüyor. Ya diğerleri? Bir anda katilin eşi, katilin çocuğu, katilin anası ya da babası olarak damgalanan, işlemedikleri suçun cezasını 4 duvar arasında değil, meraklı, küçümseyen, lanetleyen gözler önünde çekenlerin durumu? 39 yaşındaki Bahtiyar A. yıllarca komşuluk ettiği Kavaklı ailesinin iki oğlunun kaybolduğunu öğrenince çok üzüldü. Nasıl üzülmesin; onun da 16 ve 12 yaşında iki evladı vardı. Üstelik Mehmet ile Emre'yi aynı apartmanda oturdukları yıllardan, çok küçük yaşlarından itibaren tanıyordu. Çocukların bir anda ortadan yok olması, çevrede yaşayan bir çok anne gibi onu da paniğe sürüklemişti. İki kardeş cumartesi, akşamüstü kaybolmuştu. Hadife Kavaklı ile eşi Veli Bey, pazar sabahı erkenden uyanıp çocuklarını aramak için yollara düştüler. Bu sırada yanlarına bir minibüs yanaştı. Veli Bey'i işyerine götüren servisin şoförü Dursun A, yanına eşi Bahtiyar Hanım'ı da alarak yardıma koşmuştu. 'Yürüyerek bulunmaz' dediler, hep beraber Hasan ve Emre'yi aradılar. Aynı saatlerde pikniğe giden bir vatandaşın evlatlarının cesedini bulduğundan habersiz, evlatlarının katil zanlısıyla yan yana olduklarını bilmeden, üstelik ona yardımlarından dolayı dua ederek, boş yere dolaştılar... Aradılar... Ağladılar... Bahtiyar Hanım'ın üzüntüsü, iki kardeşin kaybolmadığını, vahşice bir cinayete kurban gittiğini öğrenince daha da arttı. Evlatlarını toprağa verip programıma gelen Hadife Hanım'ın anlattıklarını televizyondan can kulağıyla izleyenler arasındaydı. Cinayetin üzerinden 12 gün geçmişti k, İstanbul Emniyeti 4 gözle beklenen müjdeyi verdi. Olay ortaya çıkarılmıştı. Cinayetleri işleyen bir değil iki kişiydi. Merakla zanlıların kimliğini öğrenmek için bekledik. Bahtiyar Hanım bir önceki geceyi zaten hayli rahatsız geçirmişti. Kimselere söyleyememişti ama bir gece önce eşi Dursun A. polisler tarafından alınıp götürülmüştü. Sabah uyanır uyanmaz televizyonu açtı. Ne kadar konduramasa da şüphe içini yiyip bitiriyordu. Olabilir miydi? Biricik eşi böyle bir cinayete karışabilir miydi? Dursun, komşularının iki oğlunu öldürebilir miydi? İçini kemiren bu soruların cevaplarını o da milyonlarca insan gibi televizyondan öğrendi. Ancak duyguları hepimizinkinden çok farklıydı. Bizler sevinç gözyaşları dökerken o kahroldu. Birkaç dakika içinde kapısının önünde biriken kalabalığı farkedince anladı... İki evladıyla birlikte dönüşü olmayan bir yola girmişti. Peki şimdi ne olacaktı?