Avukat tutmuşlar kendilerine... Bunların savunulmalarına da canım sıkılıyor. Avukat bunun neyini savunacak? Savunan adama ne diyeyim? Gece gündüz bunu düşünüyorum. Ne diyecekler ki hakime?
***
Allah'ım akrabalarımı karşıma çıkarma
- Avukat tutmuşlar kendilerine... Bunların savunulmalarına da canım sıkılıyor. Avukat bunun neyini savunacak? Savunan adama ne diyeyim? Gece gündüz bunu düşünüyorum. Ne diyecekler ki hakime?
- Çocukların ayakkabılarını nereye koyduklarını, uyuşturucu verdiklerini, nereden aldıklarınıHepsini söylemişler. Bilsem polise teslim etmezdim.
Mehmet ve Emre hasretlerini yakınlarının gönlünde bırakıp kara toprağın altına girdi. Onları üç kuruş para için kaçırıp öldürenler ise cezaevinde... Bir de perdenin diğer yüzü var. Hiç ilgileri olmadığı halde, bir sabah katil eşi, katil çocukları olarak damgalanan, yerlerinden, yurtlarından, hayatlarından olan diğerleri... Mehmet ve Emre'nin öldürülmelerinin 12. gününde, İstanbul Emniyeti'nden gelen "katil zanlıları gözaltında" haberi herkesi sevince boğmuştu. Ekip arkadaşlarım hemen Asayiş Şube Müdürlüğü'nün önüne koştu. Programımın başladığı ilk günden bu yana desteğini hiç esirgemeyen atv Genel Müdürü Fatih Ediboğlu ve atv Genel Yayın Yönetmeni Mutlu İnan, vakit kaybetmeden canlı yayın aracını Gayrettepe'ye gönderdi. Zanlılar canlı yayında savcılığa götürülürken, acılı taraf "Kanımız yerde kalmadı" diye sevinç gözyaşları döküyordu. Bu sırada ailenin yakınları telefona sarılmış programı arıyor, gözaydınlığı diliyordu Kavaklı çiftine... Sonra bir telefon geldi. Arayan zanlılardan İsmail Y.'nin abisiydi... Koca adam hüngür hüngür ağlamaktan, konuşamaz haldeydi. O da herkes gibi katilin yakalanacağı günü iple çekmişti. Bilemezdi ki bu hunharca cinayeti işleyenin kardeşi olduğunu... Acısı Veli Bey'e karşı duyduğu mahçubiyetle karışmıştı. "İnanamıyorum" diyordu "Kardeşim bunu nasıl yapar? Öz dayısının oğullarına nasıl kıyar?" Program devam ederken haber ekibimiz Halkalı'ya koştu. Kavaklı Ailesi ile dayı oğlu İsmail Y. ve servis şöförü Dursun A. aynı mahallede oturuyordu. Öfkeli kalabalık İsmail Y'nin evinin önünde toplanmıştı. Yapımcım Reyhan Şan ve konuk koordinatörümüz Onur İliman o anı anlatırken hala titrer. İçeriye girdiklerinde genç bir kadın iki çocuğuna sarılıp ağlamaktadır. Dışarıda öfkeli bir kalabalık vardır ve ne yapacaklarını bilemez haldedirler. Onlar da olayı herkes gibi televizyondan öğrenmiş ve büyük bir şok yaşamaktadır. Reyhan'la Onur ilk şaşkınlığı üzerlerinden attıktan sonra dışarı çıkıp öfkeli kalabalığı sakinleştirmeye çalışır. Zanlı yakınları eşyalarını bırakıp, kaçar gibi çıkarlar evden... Bir hafta içinde her ikisi de mahalleden taşınır. Biri ablasının, diğeri babasının yanına sığınır. Artık zanlıların ailesi için de yeni bir yaşam başlamıştır. Hiç suçları olmadığı halde yerlerinden, yurtlarından, okullarından, arkadaşlarından, geleceklerinden olurlar. Artık onlar katilin karısı ve katilin çocuklarıdır.