Galatasaray Antalya karşısında aldığı beklenmedik yenilgiyle İstanbul'a dönüyor... Sarı-Kırmızılılar ilk yarı rüzgara karşı, ikinci yarı rüzgarla birlikte mücadele ettiler. Ancak, ikinci 45 dakikada da maçı hakedecek futbolu sahaya koyamadılar. Antalyaspor, beraberliğe razıydı. Karşısında böyle bir Galatasaray bulunca istediğinden fazlasını aldı. Akdeniz'in lodosu, Galatasaray'a yaramadı. SarıKırmızılar'ın sahaya yayılışı, 4-4-2 şeklindeydi. İleride Baros ile Nonda'nın top kayıpları, orta sahanın yükünü arttırdı. Sarı-Kırmızılar maçı hem koparacak hem de çevirecek pozisyonu da bulmadı değiller. Ama özellikle Baros, eline geçen fırsatları cömertçe harcadı. Bir de Baros'un sarı kart gördüğü bir pozisyon var... Her hafta G.Saray'ın düşüşünden rant yapmaya çalışan, eyyam yorumcularına yine malzeme çıktı. Gönlüne göre pozisyonu kitabına uydur. Ömer'in eli Baros'un ayaklarına temas ediyordu. Sonuç olarak burada bir penaltı ve kırmızı kart yorumu da geçerli olabilirdi. Ama geçerli olan bir yorum daha var ki, o da bu futbolun galibiyete yetmeyeceğiydi. Ligin ikinci yarısında puan aslanın midesinde. Oraya uzanmak için daha çok koşmak ve mücadele etmek gerekiyor. Sarı-Kırmızılılar'ın bu maçta bir yanlışı da, topu yere indirmeyi akıl etmemeleriydi. Antalya'nın sert rüzgarında her şişirdikleri top geri tepti. Oysa ki ayağa ve yerden oyun bu ortamın olmazsa olmazıydı. Bu anlayış Antalyaspor'un işine yaradı. Sonuçta lig uzun maraton... Galatasaray'ın önünde oynayacağı bir çok maç daha var. Salı günü de Avrupa'da önemli bir Bordeaux sınavı var. Şimdi şapkaları öne koyma, aynaya bakma zamanı. Bir yenilgi her şeyin sonu değil. Ama bundan sonraki gidişat için önemli bir uyarı. Sanıyoruz Galatasaraylı futbolcular bu dersi iyi okuyup, çok daha iyi futbola imza atacaklardır. Çünkü, bu güç hem yüreklerinde hem ruhlarında ve yetenekli ayaklarında var.