Günah dökümü
Ormanlarına bile darağaçları kurulan bir memleketin çocuklarıyız. Okudukları kitaplardan başka suç delili bulunmayan insanların idam edildikleri mahkeme sahnelerini hatırlıyorum. Bırakın kendilerini savunmayı, son sözlerini söylerken bile boğazları sıkılan gençlerin fotoğraflarını... Her şeyi yasaklamakla meseleyi halledeceğini zanneden zihniyetlerin, bir gençliği nasıl yok ettiklerini, şimdiki pişmanlık dilekçelerinde daha iyi anlıyorum.
***
Çocuğuna maziyi anlatırken, korkularını gizleyen babaların memleketiyiz. Geleceği geçmişinden belli darbeler ülkesi... Filmi başa sarıp izletiyorlar. İçinde sözde vatan sevgisi, Amerikan buyrukları ve yoksul kuyrukları.. Ezenle bir olup, ezileni daha çok ezenlerin her daim iktidar olabildiği, yeryüzündeki tek ülkeyiz biz.
***
Ve şimdi hatalar cildinin ilk sayfasını aralarken, zahmet buyuruyorlar "Netekim!" Onların "Keşke"lerle dolu ifadeleri, pişmanlık yasasından yararlanabilir mi? Ölmemiş sayabilirler mi o gençleri? Onların ölüsünü saymaya kalksalar, ömürleri yeter mi? Bir kuru yaprağa bile hayat vermeyi emreden hayat, insanların canını almayı kimin için hak saymış ki? Biz onları sevelim, sayalım!
***
"Darağaçlarıyaprakvermez" derler. Veriyor... Şimdi durdukları yerde yaprak dökenler, yıllar öncesinin günah dökümünü yapıyor. Belki vicdan azabı, belki giderayak Allah korkusu.
***
Oysa bazı günahları hiçbir pişmanlık temizleyemez. Hiçbir su...