Son haftalarda krizin biri bitmeden diğeri başlıyor. Çok şükür sonuncusunu, Tayyip Erdoğan'ın sağduyulu davranışı sayesinde yaşamadık. Ömer Sabancı ve Mustafa Koç'un eleştirileri karşısında onlara "Sizkendiişinizebakın" demek yerine, Erdoğan susmayı tercih etti. Bir diğer kriz ise, Mehmet Ali İrtemçelik'in tahriklere kapılmaması sayesinde savuşturuldu. Cumartesi günkü Milliyet gazetesinde, krizin devam ettiği havası verilmişti. Sözde Başbakan, Alman Dışişleri Bakanı ile görüşmesine İrtemçelik'i almamıştı; İrtemçelik ise, iki Dışişleri Bakanı basın toplantısı yaparken, gelişmeleri protesto etmek amacıyla salonu terk etmişti. Tam da Milliyet gazetesinde bu satırları okurken, havaalanında Mehmet Ali İrtemçelik ile karşılaşmayayım mı! -TayyipErdoğan'ınistiskalinemiuğradınız? -Hayır... Eğer Alman Büyükelçi toplantıya girip, ben dışlansaydım, o zaman istiskal söz konusu olurdu. Başbakanın, Dışişleri Bakanı'yla başbaşa görüşmeye hakkı var. -DışişileriBakanıAbdullahGül'ünAlmanDışişleriBakanıSteinmeieriledüzenlediğibasıntoplantısınıprotestomuettiniz? -Gazeteciler iki Dışişleri Bakanı'nın basın toplantısını izleyeceklerine sürekli benim fotoğrafımı çekiyorlardı; ayıp oluyordu, bu yüzden dışarı çıktım. Acaba Alman Dışişleri Bakanı Steinmeier ne düşünmüştür? Mehmet Ali İrtemçelik'in simasının neden bu kadar ilgi toplandığına herhalde şaşırmıştır. "Sima" diyorum. Çünkü İrtemçelik konuşmadan öylece oturuyor ve gazeteciler birbirini ite kaka onun fotoğrafını çekiyorlar. Olsa olsa, İrtemçelik'in, Türk medyasının bu taciz eden tavrını protesto ettiğini söyleyebiliriz.
***
Medyada kriz simsarları var. Milliyet gazetesi, herhalde, İrtemçelik krizini süratle noktalanmasına üzülmüş olacak ki, tartışmayı sürdürmek için, gayret sarf ediyor. Milliyet gazetesi "İrtemçelikgerginliğisürüyor.Büyükelçiyetuhaftavır" diyerek, olay kapanmadı mesajını veriyor.