Terörün, siyasbir üstünlük elde etmek üzere sivillere karşı kullanılması elbette kabul edilemez. Ama, Çeçen lider Şamil Basayev'i, uyguladığı yöntem açısından kınamakla birlikte, sıradan bir terörist gibi mütalâa etmek de mümkün değil. Hele hele onu, Abdullah Öcalan'la mukayese etmek, elmalarla arm utları toplamaya benzer. Çeçenler ve genelde bütün Kafkasya halkı, hiçbir zaman hür iradeleriyle Rus egemenliğini kabul etmedi. Rus devletini daima düşman olarak gördü. Çarlık Rusyası'nın Kuzey Kafkasya'yı işgal etmesi, bölgede yaşayan Müslüman halkların birçok kahraman lider önderliğinde mücadeleye başlamasına yol açmıştır. Şeyh Mansur, İmam Gazi Muhammed, İmam Hamzad, İmam Şamil, özgürlük mücadelesinin kilometre taşlarıdır. Türkiye'de kendilerini Çerkes olarak tanıtan insanlar, ya Rus zulmünden kaçtılar ya da Osmanlı topraklarına sürgün edildiler. Göç sırasında açlık ve salgın hastalık yüzünden yüz binlerce Çerkes öldü. Çarlık Rusyası çökünce, Çerkesler Bolşevik yönetimini tanımayıp, bağımsızlık istediler. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra, gene bu taleplerini yinelediler. Türkiye'de sanki Çerkes davasına sahip çıkmak teröre destek vermekle bir tutuluyor. Üstelik, hiçbir ilgisi yokken, Çeçen davası ile Kürt meselesi birbirine karıştırılıyor. Oysa, Türkler, bir devleti işgal ederek Anadolu'ya sahip olmadılar; ayrıca, Rus/Sovyet egemenliğini kabul etmeyen Çeçen halkının aksine, 1071'de Anadolu'ya giren Türkler'i, Bizans egemenliği altında yaşayan Müslüman Kürtler desteklediler. Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail ile Çaldıran'da karşı karşıya gelince, İdrisi Bitlisyönetimindeki Kürtler Yavuz'un arkasındaydı. Milli Mücadele'de de gene Türkler'le Kürtler birlikte savaştılar ve beraberce şehit düştüler. Rusya, Kuzey Kafkasya'yı ve orada yaşayan halkları sömürgeleştirdi. Durum, Türk-Kürt ilişkilerine katiyen benzemiyor. Rus yolcu uçağının kaçırılması, hastane baskınında sivillerin rehin alınması, tiyatro baskını ve Beslan'daki 350 kişinin ölümüyle neticelenen okul baskını... Bunların hiçbiri tasvip edilemez. Aksine, şiddetle telin edilmesi gereken fiillerdir. Ama, terörün ardında yatan insanlık dramını da akıldan çıkartmamak gerekir. İki asırdan beri Kuzey Kafkasya halkları esaretten kurtulma mücadelesi veriyor. Rusya, hiçbir zaman gerçek sahibi olmadığı o topraklarda zorla oturuyor. Dünya dengesi böyle icap ettirdiği için de, kimse sesini çıkartamıyor.