Sürekli düşme eğiliminde olan ve yıllık bazda yüzde 10'un hemen altında seyreden enflasyona rağmen, faizlerin yüzde 26'lar düzeyinde seyretmesi, bir çarpıklığı ortaya koymaktadır. Enflasyon düştükçe, buna paralel olarak fazlerin de düşmesi gerekiyor. Oysa enflasyonun her ay düşmesine rağmen, faizler yerinde kalmaya devam ediyor. Bu, gelişmenin sağlıklı olmadığını ortaya koymaktadır.
GÜVEN TAM DEĞİL Enflasyonda düşüşün açıkça görülmesine rağmen, faizlerin buna paralel olarak düşmemesinin altında yatan gerçek, güvenin tam olarak teessüs edilmemesinden kaynaklanmaktadır. Piyasalar, enflasyonun düşüşünün sürekliliğine inanıp, ekonomideki dengelerin sağlıklı olarak oluştuğuna inanırlarsa, faiz düşüşünü kimse engeleyemez. Demek ki, piyasalar hala ekonomideki dengelerin sağlıklı olarak yerleşmediğine inanıyor. Aslında, piyasalar faiz düşüşü için gözlerini Merkez Bankası faizlerine çevirmiş durumda. Eğer Merkez Bankası ortamı uygun görüp, bir miktar faiz düşüşü yaparsa, bu hem bankaların mevduat faizlerine, hem de Hazine'nin borçlanma faizlerine yansıyacaktır. Sanırım, Merkez Bankası önümüzdeki haftalarda faiz indirimini gündemine alabilir. Bu konuda aceleci davranmak istemiyor. Bir miktar önünü gördükten sonra bu konuda karar vermek istiyor. Piyasalar da onu izliyor. Sağlıklı ekonomilerde, enflasyon oranının üzerinde yüzde 2- 3'ler düzeyinde bir faiz olur. Reel faiz de budur. Oysa bugün Türkiye'de reel faiz yüzde 16 düzeyinde seyrediyor. Bu da gösteriyor ki, bir terslik var. Eğer enflasyon yüzde 10, faizler de yüzde 26 düzeyinde ise, bu normal değildir. Hala insanlar ekonomiye tam olarak güvenmiyor demektir. Zaten Merkez Bankası'nın da faiz indiriminde fazla istekli davranmaması güvenin hala tam anlamıyla sağlanmadığını ortaya koymaktadır.