Ali Sami Yen'de inanılmaz bir futbol gecesi yaşandı... İki takımın da arka arkaya sevinçler, şanssızlıklar, hüzünler yaşadığı bir 90 dakika izledik. Maç önce Bordeaux'ya gitti, daha sonra Galatasaray'a geldi... Bir daha Bordoeaux'ya gitti... 90'da gülen taraf Galatasaray oldu. 3-1'de 'iş bitti' demek Galatasaray'a pahalıya mal oluyordu. Yeni ve genç teknik adam Bülent için zor bir geceydi. En deneyimli teknik adamlar bile dün akşamki maçta zorlanırdı. Bülent Korkmaz maça doğru bir 11'le başladı. Mehmet Topal'ın sakatlığında Kewell'ın değişikliği doğruydu. Ancak, 3-1'den sonra oyunu garantiye almak için bir müdahale yapabilirdi. Yapmadı... Bu belki de Galatasaray'a turu kaybettiriyordu. Neyse ki Bülent'in gelmesiyle cezadan kurtulan Sabri, Galatasaray'ı kurtardı. HHH Galatasaray eğer dün gece turu geçemeseydi saha dışında Bülent Korkmaz'a ilk deneyiminde yazık olacaktı. Çünkü dün gece hak eden bir takımın başındaydı. Sahada da yazık olacak oyuncular vardı. Bunların başında Arda geliyor. Arda müthiş oynadı. Ne büyük bir yıldız olduğunu sadece attığı gollerle değil, her topu ayağına aldığında, Bordeaux'yu zor duruma düşürerek gösterdi. Galatasaray'ın attığı 3. golde Lincoln'le pas alışverişi izlenmeye değerdi. 1. golde de Barış'ın harika getirdiği toptan da bahsetmeden geçmemek lazım. Barış orta sahadaki büyük mücadelesinin yanı sıra şok golün arkasından oyunun dengelenmesinde önemli bir rol üstlendi. Gecenin iyilerinden bir diğeri şüphesiz kaptan Ayhan'dı. Kewell belki tam formunun zirvesinde değil ama attığı gol, uzun seneler unutulacak gibi değil. Bu müthiş gecede Meira için olumlu şeyler söyleyemeyeceğim. Sadece 1. golde değil, maçın genelinde kariyerine yakışmayacak top kayıpları yaşadı. Baros çok çalıştı. Lincoln çok güçlü değil ama zaman zaman çok şık işler yaptı. Ve Sabri belki çok iyi oynamadı ama turu mucizevi şekilde getiren isim oldu.