Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt'a çalışma arkadaşları bir isim takmış. Ona,
"bürokrasinin atom karıncası" diyorlar. Beyazıt'ın Vakıf Gureba'ya da özel bir ilgisi var. İlginin sebebini soruyorum yanıtlıyor: - Çünkü adı üstünde garip gurebanın hastanesi. Az ötesinde dünyanın en büyük tıp mabetlerinden sayacağımız Çapa Tıp Fakültesi var. (gülüyor) Oradan aşağı kalmamalıyız.
- Neler yapılacak peki? - Hastane önüne helikopter pisti yapılacak. - Uyyy! - Hayal değil gerçek olacağını kısa sürede göreceksiniz Savaş Abi. Hasta başbakan gibi ağırlanacak. Cebine harçlığı konulabilecek. Hastaya evinde de bakım var.
- Hayali bile güzel vallahi... - Çok zaman kaybedildi daha önce. Sonunda hastane bir protokol çerçevesinde önce SSK'ya, ardından Sağlık Bakanlığı'na devredildi. Devir sırasında 10 dönüm üzerine kurulu eski binasının onarılarak, yüzde 10 oranında fakirin de tedavisinin yapılması koşulu getirildi. Kanuna konulan bir maddeyle hastanenin vakfiyesinde olduğu gibi Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne geçti. Eski hastane binasının onarımı yakında tamamen bitecek.
- Neler olacak bu binada? - Sadece poliklinikler olacak...
- Eski yeni binalar arasında bir de tek katlı yapı var onu nideceksiniz? - Yıkılıp 15 bin metrekarelik alanda 10 ameliyathane, bin kişiye hizmet verecek acil servis, 650 kişilik konferans salonu, idari binalar ve 200 yataklı 2 katlı bir bina yapılacak...
- Helikopter meselesi nedir? - Başta da söyledim, bizim fakirimiz hastaneye geldiği zaman, sanki başbakan ya da çok zengin birisi gelmiş gibi tedavisi yapılacak. Giderken ambulans evine kadar götürecek. Harçlığı yoksa cebine konulacak. Evlerinde de bakım yapılacak. Hastanenin önüne helikopter pisti yapılacak. Nasıl yabancı hastalandığında sigorta firması uçak gönderiyorsa, biz de diğer illerdeki hastamızı alacağız.
- Fakirlere pozitif ayrımcılık yapacaksınız yani? - (gülerek) Evet fakir olmak ayrıcalıklı hale gelecek. Hedefimiz Vakıf Gureba Tıp Fakültesi...